<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>ADANA TC</title>
        <link>https://www.adana.tc/</link>
        <description>Adana</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kulaklıklar Kalıcı İşitme Kaybına Yol Açabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/kulakliklar-kalici-isitme-kaybina-yol-acabilir-1090</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/kulakliklar-kalici-isitme-kaybina-yol-acabilir-1090</guid>
                <description><![CDATA[Kulaklıklar Kalıcı İşitme Kaybına Yol Açabilir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kulaklarımız çevremizi ve dünyayı algılamamızda önemli rol oynuyor. Ancak günümüzde modern yaşamın getirdiği gürültü kirliliği, yanlış alışkanlıklar ve ihmaller, işitme sağlığını tehdit ediyor. Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygın olarak kullanılan kulaklıklar; müzik veya podcast dinlemek, telefonla konuşmak için günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak yanlış kullanım, özellikle yüksek ses seviyeleri ve uzun süreli maruziyet, kulak sağlığını ciddi şekilde tehdit edebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla insan işitme kaybı riski altında ve erken önlem alınmazsa kalıcı hasarların artacağı öngörülüyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, “3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü” nedeniyle, kulaklıkların işitme sağlığına olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Yanlış kulaklık kullanımı sağlığımızı tehdit ediyor</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kulak sağlığı sadece işitmeyi değil; dengeyi, iletişim becerilerini ve genel yaşam kalitesini de etkiler. Yüksek seslere maruz kalmak, enfeksiyonlar ve yanlış temizlik yöntemleri gibi faktörler, geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Kulaklıklar da en büyük risk faktörlerinden biri haline gelmiştir. Kulaklık kullanımı moderasyonla faydalı olabilir ancak ihmal edildiğinde işitme kaybı, ağrı veya enfeksiyon gibi sorunlar görülebilir. Bu belirtiler fark edilirse, bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmak önemlidir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Kalıcı işitme kaybına yol açabilir</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kulaklıkların aşırı kullanımı, yüksek ses seviyeleri nedeniyle iç kulaktaki tüylü hücreleri tahrip ederek kalıcı işitme kaybına ve kulak çınlamasına neden olabilir; bu, özellikle gençlerde yaygın bir risk faktörüdür. Kulak içi modeller, kulak kanalında nem ve bakteri birikimine yol açarak enfeksiyonlara davetiye çıkarırken, kulak üstü çeşitler uzun süreli baskıdan kaynaklı baş ağrısı ve cilt irritasyonuna sebep olur. Kablosuz kulaklıklar ise radyofrekans sinyalleriyle beyne yakın konumda elektromanyetik maruziyet yaratabilir ancak bu etkinin kesin zararları henüz bilimsel olarak tam kanıtlanmamıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Kulaklıklar yanlış kullanımda şu riskleri içeriyor;</strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>İşitme kaybı riski:&nbsp;</strong>Kulaklıkların en yaygın zararı, yüksek ses seviyelerinde uzun süre kullanım sonucu oluşan işitme kaybıdır. İç kulaktaki hassas tüylü hücreler (koklear hücreler), yüksek desibelli seslere maruz kaldığında hasar görür ve bu hücreler yenilenmez. Örneğin, 85 desibelin üzerindeki seslere 8 saatten fazla maruz kalmak, kalıcı işitme kaybına yol açabilir. Kulak içi kulaklıklar, sesi doğrudan kulak zarına ilettiği için bu riski artırır; kulak üstü modellerde ise ses biraz daha dağılır, ancak uzun kullanımda benzer sorunlar yaşanabilir. Araştırmalar, kulaklıkla müzik dinleyenlerin %10’unda işitme kaybı ve ilgili problemler görüldüğünü gösteriyor. Ayrıca, tinnitus (kulak çınlaması) gibi semptomlar da ortaya çıkabilir.</span></span></li>
	<li><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Enfeksiyon ve bakteri artışı:&nbsp;</strong>Kulak içi kulaklıklar, kulak kanalındaki nem ve sıcaklığı artırarak bakteri üremesini teşvik eder. Bu, dış kulak yolu enfeksiyonlarına veya kulak kiri birikimlerine neden olabilir. Paylaşılan veya temizlenmeyen kulaklıklar, bakteri sayısını 10-12 kat artırabilir ve enfeksiyon riskini yükseltir. Kulak üstü modellerde ise baskıdan kaynaklı tahriş ve baş ağrıları daha sık görülür.</span></span></li>
	<li><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Baş ağrısı ve rahatsızlık</strong>: Uzun süreli kullanım, kulak çevresinde baskı yaratır ve migren benzeri ağrılara yol açabilir.</span></span></li>
	<li><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Denge ve genel sağlık etkileri</strong>: Yüksek ses, iç kulaktaki denge mekanizmasını etkileyebilir, nadir de olsa vertigo gibi sorunlara neden olur.</span></span></li>
	<li><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Sistemik riskler:</strong>&nbsp;Bazı ilaçlar veya mevcut hastalıklar (örneğin diyabet), kulak hassasiyetini artırarak zararı büyütür.</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">&nbsp;<strong>Kulak sağlığını korumak için bu kurallara uyun</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>60/60 Kuralı:</strong>&nbsp;Ses seviyesini cihazın maksimumunun %60’ıyla sınırlayın ve günde 60 dakikadan fazla kullanmayın.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Temizlik:</strong>&nbsp;Kulaklıkları düzenli dezenfekte edin, başkalarının kullanmasına izin vermeyin.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Model seçimi:</strong>&nbsp;Mümkünse kulak üstü modelleri tercih edin; kulak içi olanlarda silikon uçları doğru boyutta seçin.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Düzenli kontrol</strong>: Özellikle gençlerde ve yüksek sesli ortamda çalışanlarda yıllık işitme testi yaptırın.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Alternatifler:</strong>&nbsp;Hoparlör kullanmayı veya sessiz ortamları tercih edin.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2026/03/kulakliklar-kalici-isitme-kaybina-yol-acabilir-1772533395.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyükşehir’den Dünya Diyabet Günü’nde farkındalık çalışmaları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-1057</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-1057</guid>
                <description><![CDATA[Büyükşehir’den Dünya Diyabet Günü’nde farkındalık çalışmaları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla artan küresel bir halk sağlığı sorunu. Dünya Diyabet Federasyonu verilerine göre dünyadaki her dokuz yetişkinden birisi diyabet hastası. Türkiye’de ise 10 milyonu aşkın diyabet hastası bulunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabetli yurttaşların yaşam kalitesini artırmak ve risk altındaki vatandaşları bu hastalıktan korumak için eğitim ve danışmanlık çalışmaları yapıyor. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Çiğli’deki İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) bilgilendirme ve aktif yaşamın diyabete pozitif etkisi üzerine seminer gerçekleştirildi. Ayrıca Eşrefpaşa Hastanesi iş birliği ile Kültürpark’ta vatandaşlara ücretsiz kan şekeri ölçümü yapıldı. Etkinlikte, diyabetle sağlıklı yaşam konusunda bilgiler verildi.  </p>

<p><strong>Diyetisyenden altın değerinde nasihatler</strong><br />
İZSEM’de düzenlenen eğitimde ise Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Diyetisyen Emre Turhan, diyabet farkındalığını artırmak ve diyabet eğitimini yaygınlaştırmak için köy köy, mahalle mahalle diyabet farkındalığı eğitimleri düzenlediklerini belirtti. Turhan, “Bu eğitimlerde diyabetin nasıl bir hastalık olduğu, diyabette beslenme, fiziksel aktivite ve öz bakımın önemini anlatıyoruz. Şeker hastalarının en büyük korkularından birisi de ‘yediklerimiz kan şekerimi yükseltir mi?’ korkusudur. Bu noktada diyabet hastalarının özellikle karbonhidratlardan korkmamaları gerekir. Burada önemli olan kan şekerini yavaş yükselten kompleks karbonhidratları tüketmektir. Kompleks karbonhidratlar tam tahıllar, kuru baklagiller, sebzeler ve meyvelerde bulunur. Yüksek şeker zarar verir, düşük şeker öldürür. Bu nedenle şeker hastalarının hipoglisemi tehlikesine karşın mutlaka yanlarında kan şekerini hızlı artıracak karbonhidratları taşımaları ve ara öğün yapmaları çok önemlidir. Yine kan şekeri ölçümü yapmak hayat kurtarır. Beslenmenin düzenlenmesi için bir diyabet diyetisyenine gidilmesinin yanı sıra hekimin verdiği ilaçları düzenli kullanmak ve düzenli hekim kontrolüne gitmek de çok önemlidir” dedi.  </p>

<p><strong>Diyabet ve egzersiz</strong><br />
Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Fizyoterapist Hülya Yıldız ise “Düzenli yapılan fiziksel aktivite kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlar ve diyabetin oluşturabileceği diğer hastalıkların, yani komplikasyonların oluşmasını geciktirir. Egzersize başlamadan önce mutlaka kan şekeri ölçümü yapılmalı, yüksek seyreden şeker seviyeleri varsa ağır egzersizler yapılmamalıdır. Orta şiddette yapılan direnç egzersizleri ve aerobik egzersizler kan şekerini dengeleyerek diyabetin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Gün içinde 10 dakikadan az olmamak şartıyla orta şiddette yapılan yürüyüş aktiviteleri genel iyilik halini artırarak diyabetle yaşamı kolaylaştırır. Diyabetin iyi yönetilmesinde sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri çok önemlidir. Bu nedenle düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve düzenli hekim kontrolü diyabet tedavisinde olmazsa olmazdır” diye konuştu.</p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Nov 2025 17:34:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2025/11/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-1763217290.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-1055</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-1055</guid>
                <description><![CDATA[Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Antibiyotik direnci, tedavi edilebilen hastalıkları giderek daha ölümcül hale getiriyor!</strong></p>

<p>Önemli bir çalışmanın, antimikrobiyal dirençle (AMR) bağlantılı çocuk ölümlerinde rahatsız edici bir artış olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “ESCMID Global 2025 konferansında sunulan bu araştırma önemli bir direnç riski taşıyan ve dünyada kullanım oranları izlenen ‘dikkat antibiyotikleri’nin kullanımlarının Güneydoğu Asya’da yüzde 160 ve Afrika’da yüzde 126 oranında arttığını gösteriyor.” dedi.</p>

<p>Yaygın antibiyotiklerin etkinliğini yitirdikçe, zatürre, sepsis ve ishalli hastalıklar gibi daha önce tedavi edilebilen durumların etkilenen bölgelerdeki çocuklar için giderek daha ölümcül hale geldiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, “Çalışma, bu kısır döngünün düşük ve orta gelirli ülkeleri orantısız bir şekilde nasıl etkilediğini vurguluyor. Her ne kadar kesin bir sayı yoksa da özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocuk ölümlerinin önemli bir kısmının dirençli bakterilerle oluşan enfeksiyonlar olduğu öngörülüyor.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Doğru antibiyotik kullanımı için, enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalı! </strong></p>

<p>Doğru ilaç kullanımının hastanın bireysel ihtiyaçlarına en uygun ilacın, uygun dozda,  yeterli sürede ve en düşük maliyetle verilmesi olarak tanımlandığını ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Doğru antibiyotik kullanımı için, mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış bakteriyel bir enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalıdır.” dedi.</p>

<p>Dr. Mamçu, tanı açısından gerekli değerlendirme yapılmadan ve enfeksiyon olmaksızın antibiyotik kullanılmasının, seçilen antibiyotiğin yanlış olması, antibiyotik dozunun yetersiz veya aşırı olması, doz aralıklarının uygunsuz olması gibi sonuçlara yol açabileceğini ve bu gibi durumlarda antibiyotiklerin uygun kullanılmamış olacağını vurguladı.</p>

<p><strong>Gelişen direnç bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde! </strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 tarihli raporuna göre, 2050 yılına kadar antibiyotik direnci nedeniyle yılda 10 milyon kişinin hayatını kaybedebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Gelişen direnç ne yazık ki bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde.” dedi.</p>

<p>Antibiyotiklerin sadece insan sağlığında değil hayvan yetiştiriciliği ve tarım alanında da kullanıldığına değinen Dr. Mamçu, “Tüm dünyada yaygın ve kontrolsüz kullanılmaları, gıda, su, çevre yoluyla dirençli bakterilerin çok daha kolay yayılmasına ve insana geçmesine neden oluyor. Bu nedenle antibiyotik direnci insan, hayvan ve çevre sağlığını bir arada içeren, ulusal ve uluslararası politikalarla ‘tek sağlık’ başlığı altında bütüncül olarak ele alınması gereken bir konu.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Dirençli mikroorganizmalar ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor! </strong></p>

<p>Ülkemizde yazılan her 100 reçetenin 14’ünde en az bir antibiyotik yer aldığını kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Antibiyotikler tüketilen ilaçlar listesinde maliyet ve kullanım oranı açısından ikinci sırada yer alıyor.” dedi.</p>

<p>Son yıllarda antibiyotiklerin ancak doktor reçetesi ile satılabilmesinin bu anlamda çok önemli bir yarar sağladığını dile getiren Dr. Mamçu, şunları söyledi:</p>

<p>“Antibiyotiklerin doğru kullanılması için yürütülen faaliyetler sonucunda antibiyotik tüketiminde bir miktar azalma olsa da, hem antibiyotik tüketimi hem de antimikrobiyal direnç açısından istenilen seviyelere erişilemedi. Dirençli mikroorganizmalarla gelişen enfeksiyonlar özellikle de yoğun bakım ortamında ve bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor. Dirençli bakterilerin neden olduğu bu hastalıklar, tedaviye de dirençli olup, hastanede yatış sürelerinin uzamasına ve bununla ilgili komplikasyonların gelişmesine, ölüm ve hastalığa yakalanma oranlarında artışa neden oluyor. Koordineli küresel politikalar, özellikle yüksek riskli bölgeler için geliştirilen antibiyotik yönetimi programları ve alt yapı destekleri umut veriyor.”  </p>

<p><strong>Antibiyotik gerekip gerekmediğine karar verme yetkisi yalnızca doktora ait!</strong></p>

<p>Antibiyotiklerin etkili ve güvenli kullanılması için önerilerde bulunan Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“İlk ve en önemli adım doktorun talimatlarına uymak. Antibiyotikler her zaman bir doktor reçetesi ile alınmalı. Doktorunuzun belirlediği dozajı, sıklığı ve tedavi süresini tam olarak uygulayın. Antibiyotikleri tam olarak bitirin, reçetede belirtilen sürede tamamen kullanın. Enfeksiyonun belirtileri geçse bile, ilacı erken bırakmak direnç gelişimine ve enfeksiyonun tekrarlamasına neden olabilir. Antibiyotiği düzenli aralıklarla alın. Eğer bir dozu kaçırırsanız, normal sürecinize geri dönün ve sonraki dozu zamanında alın. Eğer herhangi bir yan etki veya rahatsızlık fark ederseniz, hemen doktorunuza başvurun. Antibiyotiğinizi değiştirmesi veya dozajı ayarlaması gerekebilir.</p>

<p>Antibiyotiklerin doğru ve düzenli kullanımı, enfeksiyonların etkili bir şekilde tedavi edilmesine ve direnç gelişiminin önlenmesine yardımcı olur. Unutmayın; her boğaz ağrısı, baş ağrısı ve geniz akıntısının, antibiyotik kullanmayı gerektirecek bir durum olmayabilir. Antibiyotik gerekip gerekmediği konusunda karar verme yetkisi yalnızca doktora aittir.”</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Nov 2025 17:27:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2025/11/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-1763216871.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda bruksizm ciddi sorunlara neden olabilir!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/cocuklarda-bruksizm-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-1020</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/cocuklarda-bruksizm-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-1020</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklarda bruksizm ciddi sorunlara neden olabilir!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Diş sıkma sorunu, çocukların da yaşam kalitesini düşürebilir! </strong></p>

<p>Bilinçsizce diş sıkma veya gıcırdatma olarak bilinen bruksizmin tipik olarak stresle bağdaştırıldığını hatırlatan Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, “Yetişkin nüfusun yüzde 20’si gün içinde farkında olmadan dişlerini sıktığını bildiriyor. Ancak bruksizm sadece yetişkinlerin karşılaştığı bir sorun değil.” dedi.</p>

<p>Çocukluk çağında da diş sıkmanın görüldüğünü belirten Üçem, “Bu durum başka hastalıkların da habercisi olabilir. Hızla tedavi edilmeyen diş sıkma sorununun, çocukların yaşam kalitesini düşürdüğünü söyleyebiliriz.” bilgisini verdi.</p>

<p><strong>Bruksizmin temelinde stres, depresif ruh hali ve mutsuzluk gibi psikolojik nedenler yatıyor! </strong></p>

<p>Özellikle çocuklarda görülen bruksizmin ve diş gıcırdatma durumunun her 100 çocuktan 25’inde görülebildiğine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, “Çocuklarda bruksizm ile uyku halinde veya uyanıkken olmak üzere iki şekilde karşılaşılabiliyor. İki durumun da sebepleri stres, depresif ruh hali ve mutsuzluk olarak biliniyor. Diş gıcırdatması ve diş sıkma tedavi edilmediğinde ise ciddi sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Tedavinin temelinde ise diş sıkan kişinin karşılaştığı sorunun psikolog gözetiminde giderilmesi yatıyor.” dedi.</p>

<p>Çocuklardaki bruksizmin ortalama 12 yaşından sonra görülme sıklığının azaldığını ifade eden Üçem, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Genellikle ebeveynler çocukların uykularında dişlerini gıcırdattıklarını ve sesten dolayı fark ettiklerini ifade ederler. Çocuklarda bruksizm nedenleri arasında duygusal ve psikolojik stresin yanı sıra, lokal ve sistemik pek çok neden bulunabilir. Diş sıkma ve gıcırdatma, her yaşta ortaya çıkabilen genellikle uyku sırasında, dişleri bilinçsizce sıkarak yapılan bir eylem. Normal olmayan bu durum, oldukça rahatsız edici bir sesin duyulmasıyla ortaya çıkar. Genellikle bu alışkanlık, kişinin kendisi tarafından pek algılanmaz. Ancak aileler, çocukların uyku sırasında dişlerini gıcırdattığını rahatça fark edebilir. Diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığı gündüz saatlerinde, gece uykuda veya hem gece hem gündüz ortaya çıkabilir.”</p>

<p><strong>Diş gıcırdatma, diş ve çene sağlığına zarar verdiği için önemli! </strong></p>

<p>Çocuklarda bruksizmi tetikleyebilecek durumlara değinen Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, “Özellikle dişlerin değişme dönemlerinde, çok miktarda diş çürüğü oluştuğunda ve yapılmış olan dolgu gibi restorasyonların eskiyerek uyumunu kaybettiğinde ortaya çıkan dişsel nedenlerle, solunum ve sindirim sisteminin kronik rahatsızlıklarında veya hormonsal bozukluklarda görülen sistemik sorunlarda, çocuğu strese sokan kardeşinin doğması, aile içi geçimsizlik, okul problemleri gibi durumların varlığında oluşan psikolojik etkenler nedeniyle diş sıkma ve gıcırdatma görülebilir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p>Üçem ayrıca, diş sıkma ve gıcırdatma probleminin dişlerde aşınma ve çürüklere, uyku sorunlarına, özellikle de alt çene ekleminde aşınma ve kazanılmış yapı bozukluğuna neden olması sebebiyle çok önemli olduğunu vurguladı. </p>

<p><strong>Gece uykusunda hafif dokunuşlarla uyarılarak çocuğun diş gıcırdatması azaltılabilir!</strong></p>

<p>Diş gıcırdatma problemi olan çocuklarda yapılması gereken ilk uygulamanın, gece çocuğu izlemek olduğunu ifade eden Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, “Böylece çocuk diş gıcırdatmaya başladığında hafif dürterek derin uykudan normal uykuya geçmesi sağlanabilir. Bu uygulamayı diş gıcırdatma sıklığı azalana ya da tamamen bitene kadar her gece sabırla yapmak gerekir.” dedi.</p>

<p>Bu yöntemle zaman içinde çocuğun diş gıcırdatmasının azalmasının beklendiğini belirten Üçem, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Medikal plakların çocuklarda kullanımı gelişim döneminde önerilmez. Çocuğunuzun diş gıcırdatma ve diş sıkma problemi varsa öncelikle bir çocuk diş hekimine gitmelisiniz. Çocuk diş hekiminiz muayene sırasında dişlerde hasar olup olmadığını kontrol edecektir. Ayrıca muayene sırasında çocuğunuzun stresli olup olmadığını anlamak için bazı sorular sorulabilir. Gerekli görülmesi durumunda çocuk psikoloğuna veya psikiyatristine başvurmanız tavsiye edilebilir.” </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 17:40:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2025/07/cocuklarda-bruksizm-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-1751467249.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Belirtisiz erken teşhiste tüm vücut MR yöntemi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/belirtisiz-erken-teshiste-tum-vucut-mr-yontemi-1017</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/belirtisiz-erken-teshiste-tum-vucut-mr-yontemi-1017</guid>
                <description><![CDATA[Belirtisiz erken teşhiste tüm vücut MR yöntemi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p>Tüm vücut MR yüksek çözünürlükte görüntüler sağlayarak vücuttaki birçok organ ve dokuyu detaylı şekilde inceleme imkânı sunuyor. İşlemin, Non-invaziv yani girişime ihtiyaç duymaması ve radyasyon içermemesiyle ön plana çıktığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Dr. Oktay Karadeniz, “Genellikle kanser taraması, nörolojik hastalıkların erken teşhisi, kas-iskelet sistemi problemleri ve iltihabi hastalıkların belirlenmesinde büyük kolaylık sağlıyor. Kısalan tanı süresiyle de tedavi başarısı artıyor. Hastanın işlem boyunca hareketsiz kalmasını gerektiren görüntüleme yönteminin süresi 45-60 dakika arasında değişiyor” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Metal protez veya kalp pili çekime engel olabilir</strong></p>

<p>Bu teknolojinin de her tıbbi yöntemde olduğu gibi bazı riskleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları olduğunu paylaşan Karadeniz, “Özellikle metal protez, kalp pili gibi cihazlara sahip bireylerde çekim yapılamayabilir veya özel önlemler alınması gerekebilir. Ayrıca, kapalı alan korkusu yani klostrofobi yaşayanlarda işlem esnasında rahatsızlık hissi oluşabilir, doktor gerekli görürse hafif bir sakinleştiriciden yardım alınabilir ya da çekim esnasında hastanın istediği bir videoyu izleyebilmesine olanak tanıyan sistemlere sahip yeni nesil cihazlar da tercih edilebilir. Kontrast madde kullanılması gereken durumlarda ise alerjik reaksiyon riski göz önünde bulundurularak hastadan kan tahlili istenebilir. Bu nedenle tüm vücut MR öncesinde hastanın detaylı bir değerlendirmeden geçmesi büyük önem taşır. Tüm bu hazırlıklar, MR’ın daha konforlu geçmesini sağlarken bir yandan da görüntü kalitesini artırarak tanının doğruluğunu güçlendirir” dedi.</p>

<p><strong>Tüm ana organlar detaylı inceleniyor</strong></p>

<p>İsminden de anlaşılacağı üzere tüm vücut MR yönteminin vücuttaki neredeyse tüm ana organları ve dokuları detaylı bir şekilde taradığını dile getiren Karadeniz, “Görüntüleme tekniğinde; beyin, omurilik, boyun, kalp, karaciğer, safra yolları, pankreas, böbrekler, dalak, mesane, üreme organları ve kas-iskelet sistemi incelenebilir. Ayrıca lenf düğümleri, büyük damarlar ve yumuşak dokular da bu kapsamlı taramaya dahil edilir. Bu sayede hem merkezi sinir sistemi hastalıkları hem de iç organ tümörleri gibi ciddi rahatsızlıklar erken dönemde teşhis edilebilir” dedi.</p>

<p><strong>İşlem günlük hayatı sekteye uğratmıyor</strong></p>

<p>Tüm vücut MR’ın hastanın konforu ön planda tutularak belirli adımlar çerçevesinde gerçekleştirildiğinden bahseden Karadeniz, “İşlem sırasında hasta, MR cihazının içine tamamen uzanır ve tarama boyunca hareketsiz kalır. Görüntüleme, vücudun farklı bölgelerinden alınan kesit görüntülerin bilgisayar ortamında birleştirilmesiyle tamamlanır. Bazı durumlarda, damar yolundan kontrast madde verilerek görüntülerin daha net ve ayrıntılı olması sağlanabilir. İşlem biter bitmez hastalar normal hayatlarına hızlıca dönebilir” dedi.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 17:38:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2025/07/belirtisiz-erken-teshiste-tum-vucut-mr-yontemi-1751467098.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/kanserde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-968</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/kanserde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-968</guid>
                <description><![CDATA[Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><b></b></p>

<p>Mudanya Belediyesi’nin kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekmek ve kansere olan farkındalığı artırmak amacıyla düzenlediği 4 Şubat Dünya Kanser Günü Farkındalık ve Bilinçlendirme Semineri’nde hastalıktan korunma yolları, erken teşhisin önemi ve hastalığın psikolojik etkileri konuşuldu.</p>

<p>MUDAŞ Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşen seminerde konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Pınar Türk, meme kanserinin en sık rastlanan kanser türü olduğunu ancak erken teşhisle ölüm oranlarının ciddi şekilde düştüğünü belirtti. Akciğer kanserinin ise en fazla ölüme yol açan tür olduğunu vurgulayan Türk, “Kanser eğer çağımızın hastalığıysa, kendimizi korumak için bilinçli hareket etmeliyiz” dedi. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve stres yönetiminin kansere karşı korunmada etkili yöntemler olduğunu belirten Türk, “Her yıl düzenli taramalardan geçmek, erken teşhis açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca kanserle tek başına mücadele vermek de zor, mutlaka sosyal, psikolojik destek gerekiyor.” dedi.</p>

<p><b>YILDA BİR KEZ MAMOGRAFİ ÇEKTİRİN</b></p>

<p>Uzman Dr. Türkan Düz ise sigara kullanımının akciğer kanserine yol açan en büyük faktörlerden biri olduğunu belirterek, pasif içiciliğin de büyük risk taşıdığına dikkat çekti ve rahatsız edici bir öksürük olduğunda doktora başvurmanın gerektiğini söyledi. Düz, meme kanserine ilişkin olarak ise, 40 yaş üstü kadınlarda sekiz kadından birinde meme kanseri görüldüğünü belirterek, “Son dönemde 40 yaş altı vakalarda da artış gözleniyor. Bu yüzden tüm kadınlar yılda bir kez mamografi çektirmelidir” dedi.  </p>

<p><b>PSİKOLOJİK DESTEK ÖNEMLİ</b></p>

<p>Kanserin psikolojik etkilerine değinen Uzman Psikolog Ali Demirel ise hastalığın teşhis sürecinde ve sonrasında yaşanan duygusal zorluklara dikkat çekti. Kansere yakalanma korku ve endişesiyle insanların doktora gitmeyi ötelediğini bunun da erken tedavinin sağlayacağı faydalara engel olduğunu ifade eden Demirel, “İnsan kendini garanti altına almak için bilinmeyeni araştırır, belirsizlikleri giderir. Ama kanser tam tersi, insanı belirsiz bir ortama iter. Kanser sürecinde şok, öfke, inkar, pazarlık, duygusal çöküntü, kabullenme bireyde en çok görünen aşamalardır. Bu süreçlerde sağlık fiziksel ve psikolojik olarak bütüncül ele alınmalı. Stres bağışıklığı en çok baskılayan etkenlerden biridir. Stres yönetimi için de destek ayrı bir önem kazanıyor” diye konuştu.</p>

<p>Seminer sonunda Mudanya Belediye Meclis Üyeleri Nilgün Arslanoğlu ve Belgin Tanyeri konuşmacılara teşekkür ederek, farkındalık çalışmalarının devam edeceğini belirtti.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 12:15:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2025/02/kanserde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-1738746940.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ruhsal bozukluğa sahip hastaların cinsel sağılığına yönelik projeye TÜBİTAK’tan destek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/ruhsal-bozukluga-sahip-hastalarin-cinsel-sagiligina-yonelik-projeye-tubitaktan-destek-961</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/ruhsal-bozukluga-sahip-hastalarin-cinsel-sagiligina-yonelik-projeye-tubitaktan-destek-961</guid>
                <description><![CDATA[Ruhsal bozukluğa sahip hastaların cinsel sağılığına yönelik projeye TÜBİTAK’tan destek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Proje ekibini tebrik eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizin sağlık alanındaki atılımları sürüyor. Alanlarında uzman akademisyenlerimizin insan ve toplum sağlığına yönelik hazırladıkları projeler TÜBİTAK nezdinde kabul görmeye devam ediyor. Hemşirelik Fakültesi öğretim üyemiz Doç. Dr. Satı Doğan ve ekibinin ruhsal bozukluğa sahip hastaların cinsel sağlıklarına yönelik projesi de kabul gören projeler arasında yer aldı. Hocamızı ve proje ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>

<p align=”center”><b>“Ruhsal bozukluğa sahip hastalarda riskli cinsel davranışlar sıklıkla görülüyor”</b></p>

<p>Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Satı Doğan, “Cinsellik, insan davranışının doğal bir boyutudur ve yaşam kalitesinde, sağlıklı ilişkilerin sürdürülmesinde önemli faktörlerden birisidir. Ancak ruhsal bozukluğa sahip bireylerde cinsel sağlık, sağlığın bir boyutu olarak değerlendirilmemekte ve ihmal edilmektedir. Ağır ruhsal bozukluğa sahip hastalarda riskli cinsel davranışlar sıklıkla görülmekte ve bu davranışların sonucunda da hastalar cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve istenmeyen gebelikler ile karşı karşıya kalmaktadır. Araştırma kapsamında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezine devam eden ağır ruhsal bozukluğa sahip hastalar ile bireysel derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek hastaların riskli cinsel davranışlara ve koruyucu önlemlere yönelik görüşleri ve davranışları değerlendirilecektir. Projeden elde edilecek sonuçlar, ağır ruhsal bozukluğa sahip hastalarda riskli cinsel davranışlar konusunda farkındalığı artırarak, çözüm önerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır” diye konuştu.</p>

<p>Yürütücülüğünü Doç. Dr. Satı Doğan’ın yaptığı proje ekibinde; Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevcan Topçu ve Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Damla İşman Haznedaroğlu yer alıyor.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 12:13:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2025/02/ruhsal-bozukluga-sahip-hastalarin-cinsel-sagiligina-yonelik-projeye-tubitaktan-destek-1738746806.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Varis tedavisinde gecikildiğinde ciddi sorunlara neden olabilir!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/varis-tedavisinde-gecikildiginde-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-955</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/varis-tedavisinde-gecikildiginde-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-955</guid>
                <description><![CDATA[Varis tedavisinde gecikildiğinde ciddi sorunlara neden olabilir!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bacaklarda gelişen toplardamar hastalığı olan varis modern çağın getirdiği hareketsiz yaşamla birlikte son yıllarda görülme sıklığı giderek artan bir hastalık. Öyle ki ülkemizde 20-70 yaş arasındaki her 100 kişiden 50’sinde varise rastlanıyor. Yani, bu yaş grubundaki her 2 kişiden 1’i varisten dert yanıyor! Varis hastalığı kadınlarda erkeklere nazaran 4 kat daha fazla görülüyor. Hamilelik ve menopoz döneminde oluşan hormonal faktörler, obezite ve hormon tedavisi, varisin kadınlarda daha fazla görülmesinin temel sebeplerinden.  Varis toplumda kozmetik bir problem olarak düşünülüp estetik kaygılar nedeniyle sorun edilse de aslında bacak sağlığımızı etkileyen önemli bir hastalık. Öyle ki varis ilerledikçe bacaklarda yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyebilen ödem, ağrı ve venöz ülser olarak adlandırılan kalıcı yaralara neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can Hastanesi (Kadıköy) Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, </strong>aslında<strong> </strong>erken tanı ve tedaviyle varisin ilerlemesinin ve geri dönüşümü olmayan sorunların gelişmesinin önlenebildiğine dikkat çekerek, “Üstelik günümüzde endovenöz radyofrekans ile lazer ablasyon tedavi yöntemleri sayesinde hastalar daha  az   ağrı sorunu yaşıyor, daha kısa sürede hastaneden taburcu olabiliyor ve sosyal yaşamlarına daha erken dönebiliyorlar” diyor. </p>

<p> </p>

<p><strong>Uzun süre oturmak veya ayakta kalmak tetikliyor!</strong></p>

<p>Ailede varis hastalığı öyküsü olması, 50 yaş üzerinde olmak ve kadın cinsiyeti, varis için değiştirilemeyen risk faktörlerini oluşturuyor. Sabit pozisyonda uzun süre masa başında oturmak veya ayakta kalmak da varis oluşumunu tetikleyebilen önemli faktörlerden.<strong>  </strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen,<strong> </strong>bu durumun kanın sirkülasyonunun yavaşlamasına, bacak toplardamarlarında birikmesine ve damar içi basıncın artmasına yol açabildiğine işaret ederek, “Damarlar artan basınçtan dolayı gerilebiliyor ve bu durum toplardamarların duvarlarının zayıflamasına ve damardaki kapakçıkların fonksiyonunun bozulmasına neden oluyor. Sonuçta damar çapının artmasına, giderek büyümesine sebep oluyor ve fonksiyonu bozulmuş, belirginleşmiş varis damarları oluşuyor” diyor.  Kadınlarda hamilelikle beraber kilo artışı, hormonal değişim ve rahmin büyüyerek pelvik toplardamarlar üzerinde yaptığı baskı da varise yol açabiliyor. Yine kadınlarda menopoz dönemlerindeki hormonal değişiklikler de bacak toplardamar duvarı ve basıncı üzerinde etki göstererek varisin gelişimini tetikleyebiliyor.</p>

<p> <strong>Bu belirtiler varsa, dikkat!</strong></p>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varisin belirtilerini şöyle özetliyor:</p>

<ul type=”disc”>
	<li>Bacaklarda kılcal damarların belirginleşmesi</li>
	<li>Bacak yüzeyel toplardamarlarında belirginleşme </li>
	<li>Baldır bölgesinde dolgunluk ve ağırlık hissi</li>
	<li>Bacaktaki belirginleşen toplardamar ağı üzerinde kaşıntı</li>
	<li>Ayak bileklerinde gün sonunda artan ödem</li>
	<li>Bacaklarda özellikle baldır bölgesinde gün sonunda gelişen ağrı</li>
	<li>Bacaklarda özellikle baldır bölgesinde gece oluşan kramplar</li>
	<li>Ayak bileklerinde ciltte gelişen renk değişikliği</li>
</ul>

<p> </p>

<p><strong>Bacaklarda kalıcı yaralar oluşabiliyor!</strong></p>

<p>Varis toplum arasında estetik bir problem olarak görülse de aslında ciddi sağlık sorunlarına  neden olabiliyor. İleri derecedeki varislerin zamanla giderek ilerlemesi durumunda, bacakta özellikle venöz sistem basıncının yüksek olduğu ayak bileklerinde geriye dönüşümü olmayan renk değişiklikleri, ödem ve kanamalı varisler gelişebiliyor. Dahası, en istenmeyen tablo olan ve “venöz ülser” olarak adlandırılan bacakta geçmeyen yaralar oluşabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varis hastalığının ileri dönemlerinde görülen bu semptomların hastanın hem tedavi süresini hem de tedavi sonrası iyileşme süresini uzattığını belirterek, “Ayrıca ileri dönem varislerde hastalar tedavilerini olsalar bile ayak bileğinde oluşan renk değişiklikleri ve venöz ülserin neden olduğu skar dokusu geçmeyebiliyor. Oysa varis hastalığı tanısı kolay ve kişiye uygun güncel tedavi yöntemleri ile ilerlemesi önlenebilen bir hastalıktır” diyor.</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Tedaviden yüksek başarı sağlanıyor!</strong></p>

<p>Tedavi yöntemlerine; varis hastalığının kalsifikasyonuna ve hastanın genel sağlık durumuna göre karar veriliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, oldukça başarılı sonuçlar alınan tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor:</p>

<p><strong>Yaşam tarzı değişiklikleri: </strong>Kilo kontrolüne dikkat etmek ve düzenli olarak bacak kaslarını çalıştıran egzersizleri<strong> </strong>yapmak, vücudu saran kıyafetler ile yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmak gibi yaşam tarzında<strong> </strong>yapılacak olan değişimler hastalığın ilerleme hızını önleyebiliyor.</p>

<p><strong>Medikal tedavi:</strong> Kanı kalbe taşıyan toplardamarlarda direnç artıran ilaç gruplarına başvuruluyor.</p>

<p><strong>Varis çorabı:</strong> Dıştan kompresyon uygulayarak venöz sistem basıncının azaltılmasına yardımcı oluyor. Kanı kalbe taşıyan toplardamarlarda sirkülasyonu kolaylaştırarak yüzeyel damarların belirginleşmesini, büyümesini ve damarların yetmezlik derecesinin ilerlemesini önleyebiliyor.</p>

<p><strong>Girişimsel tedavi:</strong> Fizik muayene ve venöz doppler USG bulgularına göre hastaya özel olarak belirlenen tedavi yöntemi uygulanıyor. </p>

<p>Cilt yüzeyel damar lezyonlarının tedavisinde lokal olarak iğne radyofrekans tedavisi veya skleroterapi (köpük tedavisi) yöntemlerine başvuruluyor.</p>

<p>Derin venöz sistem yetmezlik tedavisinde, ameliyathane şartlarında, endovenöz radyofrekans/lazer ablasyon yöntemi ile kapalı varis cerrahisinden, stripping yöntemi ile açık varis cerrahisinden faydalanılıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Varisi önlemek için 8 etkili kural!</strong></p>

<p>Varis ilerleyici bir hastalık olmasına rağmen alacağınız bazı önlemlerle ilerleme hızını yavaşlatabilir, hatta oluşumunu önleyebilirsiniz.  Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varise karşı almanız gereken önlemleri şöyle özetliyor:</p>

<ul type=”disc”>
	<li>Bacak kaslarını çalıştıran yüzme ile bisiklete binme gibi egzersizler yapın ve her gün  30-40 dakika tempolu yürüyüşü alışkanlık edinin.</li>
	<li>Kilo artışı toplardamar sistem basıncı üzerinde yük oluşturduğu için ideal kilonuzda kalmaya özen gösterin. Vücut kitle İndeksi’ni (BMI) 18-24 kg/m2 arasında tutmaya dikkat edin.</li>
	<li>Bacaklarda ödeme neden olması sebebiyle günlük diyetinizde toplam 5 gramdan fazla tuz tüketmeyin.</li>
	<li>Günde ortalama 1,5-2 litre su içmeyi ihmal etmeyin.</li>
	<li>Vücudunuzu saran, sıkı ve sert kumaşlardan oluşan kıyafetlerden kaçının.</li>
	<li>Baldır kas grubunu kasarak toplardamar sirkülasyonunu bozan yüksek topuklu ayakkabılar giymeyin.</li>
	<li>Bir saatten fazla aynı pozisyonda hareketsiz kalmayın.</li>
	<li>Bacaklarda toplardamar sirkülasyonunu düzenlemek için istirahat ederken bacaklarınızı düz uzatarak dinlenin.</li>
</ul>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 20:44:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2025/01/varis-tedavisinde-gecikildiginde-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-1737740698.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karadut ve adaçayının bakteri tedavisine etkisi araştırılacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/karadut-ve-adacayinin-bakteri-tedavisine-etkisi-arastirilacak-953</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/karadut-ve-adacayinin-bakteri-tedavisine-etkisi-arastirilacak-953</guid>
                <description><![CDATA[Karadut ve adaçayının bakteri tedavisine etkisi araştırılacak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, sağlık temalı araştırma üniversitemiz, sağlık alanında yenilikçi projeler üretmeye devam ediyor. Hastane kaynaklı enfeksiyona neden olan bakterilerin tedavisinde yönelik hazırladıkları projeleri TÜBİTAK tarafından kabul gören Eczacılık Fakültesi öğretim üyemiz Prof. Dr. Bayrı Eraç’ı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>

<p>Proje ile  ilgili bilgi veren Prof. Dr. Bayrı Eraç,  “Günümüzde tüm dünya için bir tehdit oluşturan antibiyotik direnci nedeni ile, S. maltophilia ve A. baumannii gibi hastane kaynaklı enfeksiyona neden olan bakterilerin tedavisinde güçlük çekilmektedir. Yeni antibiyotiklerin kullanıma girmesinde büyük bir yavaşlama görülen çağımızda, antibiyotik direncini indüklemeyen alternatif yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda projemizde, geleneksel-tamamlayıcı tedavide yeri olan karadut (Morus nigra L.) meyve özütünün ve iki adaçayı türünün (Salvia tomentosa ve Salvia dichroantha) ekstrelerinin, hastane enfeksiyonu etkeni mikrooganizmaların hastalık yapıcı faktörleri üzerindeki etkilerini incelemek hedeflenmiştir. Morus nigra, Salvia dichroantha ve S. tomentosa bitkilerinin halk arasında üst solunum yolu enfeksiyonu, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetlerinde kullanımları kayıtlıdır. Projemizin özellikle hastane kaynaklı enfeksiyonların en önemli etkenleri arasında yer alan S. maltophilia ve A. baumannii bakterilerinin hastalık oluşturucu mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına ve bunları inhibe edebilecek stratejilerin geliştirilmesine önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir.” dedi.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 20:32:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2025/01/karadut-ve-adacayinin-bakteri-tedavisine-etkisi-arastirilacak-1737739972.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çiğneme sistemi farklı yönleriyle ele alındı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/cigneme-sistemi-farkli-yonleriyle-ele-alindi-908</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/cigneme-sistemi-farkli-yonleriyle-ele-alindi-908</guid>
                <description><![CDATA[Çiğneme sistemi farklı yönleriyle ele alındı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><b></b></p>

<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda düzenlenen Gnatoloji Çiğneme Sempozyumu’nda çiğneme sistemi tüm yönleriyle değerlendirildi.</p>

<p><b>Prof. Dr. Tosun Tosun: “Çiğneme sisteminin bilinmeyen pek çok yönü var”</b></p>

<p>Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tosun Tosun, gnatolojinin çiğneme sistemini ilgilendiren bir disiplin olduğunu belirterek “Gnatoloji, diş hekimliğinin tüm alanlarını kapsıyor. Bu nedenle ilgi görmeye devam ediyor. Bütün alanlar bu konuyla ilgili çalışma yapmış olmasına rağmen çiğneme sisteminin birçok karanlıkta kalan ve bilinmeyen yönü var. Çok kompleks bir yapı. Bu sempozyum bu konuda öğrencilerimizin bilgilerini artırmalarına imkan sağlayacak” dedi.</p>

<p><b>“Bilgimizi artırarak fark yaratmak zorundayız”</b></p>

<p>Ülkemizde 50 bine yakın aktif çalışan diş hekimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tosun Tosun, “Bu oran giderek artıyor. 1908 yılında Osmanlı döneminde ilk diş hekimliği okulu, o zamanki adıyla Dişçilik Mektebi açıldı. Ülkemiz 2009 senesine kadar yaklaşık 100 yıllık periyotta 29 diş hekimliği fakültesine sahipti. 2010 yılından günümüze geldiğimizde ise son 10 yılda 76 tane ilave fakülte açılmasıyla beraber sayı 105’e yükseldi. Dolayısıyla ülkemizde diş hekimliği fakültesi sayısı artıyor. Bu nedenle bizler bilgilerimizi artırarak bir fark yaratmak zorundayız. Mesleki rekabet giderek artıyor. Bu nedenle bu bilimsel etkinlikler büyük önem taşıyor. Bugünkü sempozyumda önemli konuşmacılarımız gnatolojiyi ve çiğneme sistemini ilgilendiren pek çok konuyu paylaşacaklar” dedi.</p>

<p><b>Çiğneme sisteminin yapısı ve rahatsızlıkları anlatıldı</b></p>

<p>Sempozyum Başkanı, İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Serdar Gözler moderatörlüğünde gerçekleştirilen ilk oturumda İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, “Çiğneme Sisteminin Fonksiyonel Anatomisi” başlıklı sunumunda çiğneme sisteminin yapısını, çiğneme kaslarının yapısın, çiğneme sisteminde ortaya çıkan sağlık sorunları ve tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi verdi. Çene ekleminin kafatasındaki tek hareketli eklem olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, bruksizm (çene sıkma-diş gıcırdatma) başta olmak üzere çene eklemlerini ilgilendiren sorunların tedavisinde akupunktur ve botoks uygulamalarından yararlanıldığını söyledi.</p>

<p><b>Çiğneme sistemini farklı açılardan değerlendirdiler</b></p>

<p>Sempozyumda Basel Üniversitesi’nden Dr. Sarah Qadeer “From Occlusion to Enamel Regeneration”, İstinye Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gamze Aren, “Çocuklarda Çiğneme Mekanizması”, İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Esra Pamukçu, “Mastication&Restorative Treatments”, Dr. Öğretim Üyesi Gamze Kavuncu, “Periodontal Reseptörler: Gnatolojideki Rolü ve Önemi”,  Prof. Dr. Tosun Tosun, “İmplantoloji ve Çiğneme Mekanizması” ve Dr. Öğretim Üyesi Serdar Gözler, “Çiğneme Sistemi ve Temporomandibular Rahatsızlıklarda Uygulanan Protokoller” başlıklı sunumlarını yaptı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Dec 2024 01:08:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/12/cigneme-sistemi-farkli-yonleriyle-ele-alindi-1734386924.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir Güzelbahçe’den hastane hizmeti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/izmir-guzelbahceden-hastane-hizmeti-863</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/izmir-guzelbahceden-hastane-hizmeti-863</guid>
                <description><![CDATA[İzmir Güzelbahçe’den hastane hizmeti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Güzelbahçe Belediyesi, vatandaşların hastanelerde rahat ve hızlı bir şekilde tedavi hizmeti almaları amacıyla hastanelere birer personel görevlendirdi.</p><p><strong>İZMİR(İGFA) -&nbsp;</strong>Güzelbahçe Belediyesi, sosyal hizmetlere bir yenisi daha ekleyerek hastanelerde birer personel istihdam etmeye başladı. Vatandaş hastane kapılarında sıkıntı yaşamamaları için belediye personeli kendisiyle birlikte gezip işlemlerini yapacak.</p>

<p><b>‘VATANDAŞIN DERDİ BİZİM DERDİMİZ’</b></p>

<p>Halka dokunmanın önemli olduğunu vurgulayan Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, “ Bu uygulamamızı 1 hafta önce başlattık. Çok olumlu sonuçlar almaya başladık. Urla Devlet Hastanesinde bir, Dokuz Eylül Hastanesinde iki olmak üzere üç personelimizi görevlendirdik. Bu personelimiz Güzelbahçe’den giden vatandaşlarımızı hangi bölüme gidecekse, ne işlem yapacaksa personelimiz yardımcı olacak, onların bu hizmetlerini yerine getirecek. Güzelbahçe emeklilerin yoğun olduğu bir ilçe. Yaşlı kesim çok fazla, hastanelerde kapı kapı gezmeleri, işlemleri yapmaları zorlaşıyor. Biz de bu noktada personelimizle vatandaşlarımızın bu işlerini daha hızlı bir şekilde çözmeyi planladık. Araç ihtiyacı varsa gerektiğinde araç gönderip vatandaşımızı hastaneden alıp evine bırakıyoruz. Uygulama güzel gidiyor. Çok fazla teşekkür mesajı almaya başladık. Halk memnun ve mutlu. Biz de halka hizmet için varız. Vatandaşına dokunan belediyeciliği önemsiyoruz. Bir çocuk yatağa aç giriyor ise, bir teyze evinde ısınamıyor ise, bir amca alışverişini yapamıyor ise biz orda olmak zorundayız. Yol yapılır, park yapılır ama önemli olan gönül yapmak, gönüllere girmektir. Biz de bu hizmeti yaptıkça halkımızın gönlüne girmeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 09:53:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/11/izmir-guzelbahceden-hastane-hizmeti-1731826432.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeşilay ’Bağımsızlık Seferberliği’ne hazır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/yesilay-bagimsizlik-seferberligine-hazir-823</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/yesilay-bagimsizlik-seferberligine-hazir-823</guid>
                <description><![CDATA[Denizcilikte yeşil dönüşüme 7 milyon dolarlık teşvik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeşilay, Bağımsızlık Liderleri Kampında 120 Yeşilay Şube Başkanıyla bir araya gelerek büyük buluşmaya imza attı. İstanbul’da düzenlenen kampta Şube Başkanlarına, Yeşilay’ın İçişleri Bakanlığı ile birlikte başlatacağı 'Bağımsızlık Seferberliği'nde, izlenecek strateji ve yol haritası anlatıldı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;</strong> Türkiye’nin dört bir yanından gelenBağımsızlık Liderleri kampta, Yeşilay’ın köklü ve yenilikçi stratejilerini ve Bağımsızlık Seferberliği çalışmasının tüm detaylarını bizzat Başkan Dinç’in ağzından dinleme fırsatı buldu.</p>

<p>Bağımsızlık Liderleri Kampının açılışında konuşan Dinç,bağımlılıkla mücadelenin başarısının güçlü bir ekip çalışmasına bağlı olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Doç. Dr. Mehmet Dinç ilgiyle karşılanan konuşmasında, “Hepimiz biliyoruz ki bağımlılık, sadece bireyi değil, tüm toplumu etkileyen ciddi bir sorun. Bu sorunun üstesinden gelmek için güçlü bir ekip çalışmasına ihtiyacımız var. Bu kapsamda, şube başkanlarımızın bilgi ve becerilerini sürekli geliştirerek daha etkili bir mücadele yürütme hedefindeyiz. Çünkü biliyoruz ki, şube başkanlarımız sahada en önemli temsilcilerimiz. Onların bilgi ve donanımı, mücadelemizin başarısı için kritik öneme sahip.” diye konuştu.</p>

<p><img height="426" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/10/1731155656-gbtcdniw4aga52x-1-1731240937-286-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>İki gün süren ve büyük bir heyecanla takip edilen Bağımsızlık Liderleri Kampının ilk gününde, Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Ceylanda bağımsızlık mücadelesinde seferberlik ruhunu anlatan bir sunum yaptı. Şube Başkanları tarafından dikkatle izlenen sunumunda Ceylan, bağımlılıklarla mücadelede yeni stratejiler doğrultusunda Bağımsızlık Seferberliği kampanyası hakkında katılımcılara detaylı bilgi verirken, onların bu mücadeledeki üstün rollerinin önemini vurguladı.</p>

<p>Türkiye’nin 120 noktasından gelen şube başkanlarıyla gerçekleştirilen Bağımsızlık Liderleri Kampında, Yeşilay Eğitim Birimi Direktörlüğü tarafından verilen eğitimlerde,bağımlılıklarla etkin mücadelede gereklikurumsal iletişim, kaynak geliştirme stratejileri,etkili iletişim teknikleri ve beden dili gibi başlıklar üzerinde duruldu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Nov 2024 20:30:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/11/yesilay-bagimsizlik-seferberligine-hazir-1731259801.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lenfomada erken teşhis umut veriyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/lenfomada-erken-teshis-umut-veriyor-820</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/lenfomada-erken-teshis-umut-veriyor-820</guid>
                <description><![CDATA[Lenfomada erken teşhis umut veriyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde en yaygın kan kanseri ve çocuklarda en sık görülen üçüncü kanser türü olan lenfoma, günümüzde yaklaşık bir milyon kişinin yaşamını etkiliyor.Lenfomaya dair en önemli bulgulardan biri, erken teşhis ve genetik tarama.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Dünya genelinde 1 milyon kişiyi etkileyen lenfomada erken teşhis umut veriyor.</p>

<p>Genetik testlerin lenfoma hastalığının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade eden Avrupa Tıp Uzmanları Birliği Nadir ve Tanısız Hastalıklar Komitesi Başkanı Prof. Dr. Serdar Ceylaner, “Genetik yatkınlıkların incelenmesiyle lenfoma riskinin önceden belirlenebileceğinin farkında değiliz.” dedi. Lenfoma belirtilerinin genellikle boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde ağrısız şişlik, açıklanamayan kilo kaybı, gece terlemeleri ve sürekli yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade eden Prof.Dr. Serdar Ceylaner,&nbsp; bu belirtilerin, diğer hastalıklarla da karıştırılabileceğinden, lenfoma tanısında biyopsi ve görüntüleme testleri gibi yöntemlerin kritik rol oynadığını söyledi.&nbsp; Prof.Ceylaner, genetik testlerin kullanımının, bu tanının doğrulanmasında ve hastalığın türüne göre spesifik tedavi planlarının oluşturulmasında büyük katkı sağladığını vurguladı.</p>

<p><strong>GENETİK TARAMA İLE LENFOMAYI ÖNCEDEN TESPİT ETMEK MÜMKÜN</strong></p>

<p>“Günümüzde, genetik yatkınlıklar üzerinden hastalıkların önceden tespit edilmesi mümkün hale gelmiştir.” diyen Ceylaner,&nbsp; lenfoma gibi kanser türlerinde, bireylerin genetik profillerinin incelenmesinin, yüksek risk taşıyan kişilerin erken dönemde belirlenmesini ve bu bireylerde koruyucu hekimlik uygulamalarının devreye alınmasını sağladığını kaydetti. Ceylaner, “Ailede lenfoma öyküsü olan bireyler, genetik taramalar sayesinde hastalığa yatkın olup olmadıklarını öğrenebilir ve buna göre yaşam tarzlarını şekillendirebilirler.” dedi.</p>

<p>Lenfoma tedavisinde genetik analizlerin uygulanmasının, kanserin türüne göre en etkili tedavi yöntemlerinin seçilmesini sağladığını belirten Prof. Ceylaner, genetik testlerin sadece lenfoma alt tiplerini belirlemekle kalmayıp, tedavi sürecinde hangi ilaç ve yöntemlerin daha etkili olacağına dair bilgi verdiğini söyledi.&nbsp;</p>

<p>Lenfoma tedavisinde genetik testlerin, tedavi planının kişiselleştirilmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Ceylaner şunları kaydetti:</p>

<p>"Hastanın genetik profili, hangi tedavi yöntemlerinin daha etkili olacağını belirlemeye yardımcı olur. Örneğin, belirli genetik mutasyonlar, bazı tedavilere daha iyi yanıt verirken, diğerlerine direnç gösterebilir. Bu nedenle, genetik bilgiye dayalı tedavi planları, hastanın tedaviye yanıt verme oranını artırır ve yan etkilerin minimize edilmesine olanak tanır.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Nov 2024 20:29:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/11/lenfomada-erken-teshis-umut-veriyor-1731259759.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bursa’nın ikinci büyük kanyonu: Sadağı Kanyonu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/bursanin-ikinci-buyuk-kanyonu-sadagi-kanyonu-797</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/bursanin-ikinci-buyuk-kanyonu-sadagi-kanyonu-797</guid>
                <description><![CDATA[Sarp kayalıkları, sıcak su kaynağı, kaya hamamı ve şelalesiyle doğa tutkunlarının ilgi odağı olan Sağdağı Kanyonu’nda sonbahar renkleri hakim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sarp kayalıkları, sıcak su kaynağı, kaya hamamı ve şelalesiyle doğa tutkunlarının ilgi odağı olan Sağdağı Kanyonu’nda sonbahar renkleri hakim</p><p><strong>İlker TÜRKER / HERKES DUYSUN</strong></p>

<p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa'nın Orhaneli ve Büyükorhan ilçeleri sınırlarında bulunan Sadağı Kanyonu Tabiat Parkı, büründüğü sonbahar renkleriyle ziyaretçilerini ağırlıyor.</p>

<p><img height="436" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/10/22/screenshot-7-1729606432-327-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı kararıyla 2020'de "kesin korunacak hassas alan" olarak ilan edilen kanyon, kentin gürültüsünden ve stresinden kaçanların uğrak yeri haline geldi.</p>

<p><img height="459" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/10/22/screenshot-9-1729606441-224-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sonbaharın gelişiyle aynı bir güzelliğe bürünen Sadağı Kanyonu, ziyaretçilerini bekliyor</p>

<p><img height="498" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/10/22/sadagi-kanyonu1-1729606492-362-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><img height="498" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/10/22/sadagi-kanyonu2-1729606511-939-x750.jpeg" width="750" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Oct 2024 09:10:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/10/bursanin-ikinci-buyuk-kanyonu-sadagi-kanyonu-1729663846.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çukurova Sağlıklı Hayat Merkezi 100 bin danışana şifa dağıttı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/cukurova-saglikli-hayat-merkezi-100-bin-danisana-sifa-dagitti-792</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/cukurova-saglikli-hayat-merkezi-100-bin-danisana-sifa-dagitti-792</guid>
                <description><![CDATA[Çukurova Sağlıklı Hayat Merkezi 100 bin danışana şifa dağıttı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Sağlık Bakanlığınca 2017 yılında merkez Çukurova ilçesine bağlı Yurt Mahallesi’nde açılan Çukurova Sağlıklı Hayat Merkezi’nde ebe, diyetisyen, fizyoterapist, psikolog ve diş hekimi gibi birçok branştan uzmanlar görev yapıyor. Merkeze başvuranlar, kapsamlı değerlendirmeler ve tetkiklerin ardından ilgili polikliniklere yönlendiriliyor. İleri yaştaki bireylerin sağlık hizmetlerine ulaşmasında önemli rol oynayan merkezde 40-69 yaş aralığındaki kadınlara meme kanserinde erken teşhis için muayene ve eğitim imkanı da sağlanıyor.</p><p>“Üç kanserin taramasını merkezimizde yapıyoruz”</p><p>Çukurova Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Füsun Tokbay, İhlas Haber Ajansı muhabirine merkez hakkında bilgi verdi. Kronik rahatsızlığı bulunanlara etkili yaklaşım içinde olduklarını belirten Tokbay, “Bu merkezimiz gibi Adana’da 8 merkez var. Sağlıklı Hayat Merkezi’nde vatandaşlara sağlıklı yaşam tarzını öğreterek, hastalanmadan hastalıklarını sebeplerine ve korunma yollarına yönelik faaliyet yapılmaktadır. Merkezlerimizde bir ekip çalışması, bütüncül bir yaklaşım ile hastalıklardan korumaya yönelik bilgi, destek ve danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Erken teşhis edilebilir, önlenebilir üç kanserin taramasını merkezimizde yapıyoruz” ifadelerini kullandı.</p><p>“Türkiye nüfusu yaşlanıyor”</p><p>Türkiye nüfusunun her geçen gün yaşlandığını ifade eden Tokbay, “2023 yılında tüm nüfusumuzun yüzde 10.2’si 65 yaş üstü nüfus tarafından oluşturuluyor ve 2050 yılında nüfusun yüzde 20.8’nin 65 yaş üstü olması bekleniyor. O nedenle Sağlıklı Yaşlanma ve Yaşlı Sağlığı Danışmanlığı Birimimizi çok önemsiyoruz. Üreme Sağlığı Danışmanlığı Birimimiz, Okul Sağlığı Danışmanlığı Birimimiz, Çocuk ve Ergen Sağlığı Danışmanlığı Birimimiz var. 12 birimle vatandaşlarımıza hizmet ediyoruz” diye konuştu.</p><p>“Erken teşhis hayat kurtarıyor”</p><p>Çukurova Sağlıklı Hayat Merkezi’nin 2017 yılından bu yana yaklaşık 100 bin danışana hizmet verdiğini vurgulayan Füsun Tokbay, “2017 yılında 4 bin 993 olan danışan sayımız bugün artık 94 bin 255’e ulaştı ve bu danışanlar içerisinde açıldığımız günden beri 108 kadınımızda maalesef meme kanseri tespit ettik. Bunlar erken teşhisti. 2024 yılında 19 bin 687 kişi Çukurova Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdu ve bu başvuranlar içerisinde 6 bin 987 kadının meme kanseri taramasını yaptık ve 25 tane kadına maalesef kanser teşhisi konuldu. Tedavi süreci ve sonrasında psikolog, diyetisyen ve egzersiz planlamaları ile onlara desteğimizi sürdürmekteyiz” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Oct 2024 00:28:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/10/cukurova-saglikli-hayat-merkezi-100-bin-danisana-sifa-dagitti-1729200520.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık problemi olanlar bitki çaylarını dikkatli kullanmalı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/saglik-problemi-olanlar-bitki-caylarini-dikkatli-kullanmali-728</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/saglik-problemi-olanlar-bitki-caylarini-dikkatli-kullanmali-728</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık problemi olanlar bitki çaylarını dikkatli kullanmalı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birçok sorun için vatandaşlar tarafından doğal çözüm olarak kullanılan bitki çayları, aşırı tüketildiğinde sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Ayrıca çeşitli sağlık problemleri olanların bitki çaylarını doktor kontrolünde kullanmaları gerektiği belirtiliyor.</p><p><strong>BURSA (İGFA)- </strong>Son yıllarda vatandaşlar arasında gittikçe yaygınlaşan bitki çayları, birçok kişi tarafından çeşitli sağlık problemlerinin doğal tedavi yöntemleri olarak kullanılıyor. Bitki çaylarının çoğunlukla faydalı olduğunu kaydeden uzmanlar, aşırı tüketimin bazı sağlık problemlerine yol açabileceğini belirtirken sağlık problemleri olanların bitki çaylarını doktor kontrolünde kullanmalarını tavsiye ediyor.</p>

<p><img height="424" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/10/01/bitki-caylari-1727779241-754-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Ihlamur, melisa, papatya gibi bitki çaylarının genel olarak sağlığa faydalı olduğunu ifade eden uzmanlar; özellikle kalp ve tansiyon gibi rahatsızlıkları olanların çayları doktor kontrolünde kullanmalarını öneriyor.</p>

<p>Öte yandan ağrı kesici etkisi de olan bitki çaylarını, kadınların adet dönemlerinde tüketmemeleri gerektiğini kaydeden uzmanlar, hamilelik dönemlerinde de bitki çaylarının doktor kontrolünde tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Oct 2024 17:19:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/10/saglik-problemi-olanlar-bitki-caylarini-dikkatli-kullanmali-1727792398.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘Biliyorum ama hatırlayamıyorum, dilimin ucunda’ dediğimiz durum neden yaşanıyor?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/biliyorum-ama-hatirlayamiyorum-dilimin-ucunda-dedigimiz-durum-neden-yasaniyor-724</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/biliyorum-ama-hatirlayamiyorum-dilimin-ucunda-dedigimiz-durum-neden-yasaniyor-724</guid>
                <description><![CDATA[‘Biliyorum ama hatırlayamıyorum, dilimin ucunda’ dediğimiz durum neden yaşanıyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazen bir kelimeyi tam hatırlayacakken zihninizin boşluğa düştüğünü hissedersiniz. Resmi zihninizde canlandırırsınız, detaylarını hatırlarsınız ama o sihirli kelime bir türlü aklınıza gelmez. İşte "Dilimin ucunda" dediğiniz bu anlar beyninizde meydana gelen bir karmaşanın sonucu olabiliyor.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bu fenomene "Dilimin Ucunda Sendromu" adı veriliyor. Dünya genelinde evrensel bir problem olarak kabul edilen bu durumun kültürler arasında farklı isimlendirmeleri bile bulunuyor. Örneğin, Koreliler bunu “dilimin ucunda parlıyor” olarak adlandırırken, Estonyalılar “dilimin üstünde” ifadesini kullanıyor. Bu anlar konuşma sırasında sıklıkla yaşanabiliyor ve kelimenin tam olarak hatırlanamaması oldukça can sıkıcı olabiliyor. Peki bu durum neden yaşanıyor?</p>

<p><strong>BEYNİN KELİME ARAMA MOTORU</strong></p>

<p>Beyin, düşünceleri kelimelere dökme işini zahmetsizce yapıyor. Ancak uzmanlar, bunun oldukça karmaşık bir süreç olduğunu belirtiyor. Beyin, soyut düşünceleri kelimelere dönüştürürken aynı zamanda bu kelimeleri seslerle eşleştiriyor. Normalde bu işlem hızlı ve pürüzsüz gerçekleşiyor. Ancak dilinizin ucunda tıkanıp kaldığınız anlarda bu sürecin bir yerinde bir aksama oluyor. Beyin adeta kelimenin "adresini" bulamıyor.</p>

<p>Bazı bilim insanları bu anların hafıza çağırma sürecindeki geçici bir arızadan kaynaklandığını öne sürüyor. Beyin, hatırlanacak bilgileri önem sırasına göre düzenliyor. Örneğin, mezuniyet gününüzü kolayca hatırlayabilirsiniz ancak birkaç gün önce izlediğiniz bir filmi hatırlamakta zorlanabilirsiniz. Sıklıkla kullandığınız kelimeleri daha hızlı hatırlarken, nadiren kullandıklarınızı hatırlamak için daha çok zorlanıyoruz.</p>

<p><img height="421" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/10/01/haber-gorseli-1-3-1727778201-119-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>ZİHNİN UNUTULMUŞ RAFLARI</strong></p>

<p>Araştırmalara göre beyin, hafızada eski ve nadiren kullanılan bilgileri "ne olur ne olmaz" klasörüne yerleştiriyor. Bir anlamda arka plana itilen bu kelimeler, bellekte aktif olarak tutulmadıkları için hatırlanması zorlaşıyor. Nature'da 2015'te yayımlanan bir çalışmaya göre, bu klasörde toplanan bilgiler daha sonra kullanılabiliyor ancak erişimi hayli zor oluyor. Kelimelerin zamanla unutulması bu mekanizma sayesinde açıklanabiliyor.</p>

<p><strong>BEYNİNİZE YARDIMCI OLMANIN YOLLARI</strong></p>

<p>Uzmanlar, dilimin ucunda sendromunu hafifletmenin yolları da yok değil. Bir kelimeyi hatırlamaya çalışan birine doğrudan kelimeyi söylemenin beyin için çok da faydalı olmayabileceğini belirtiyor. Bunun yerine kelimenin ilk harfini vermenin veya ipuçları sunmanın, kişinin kelimeyi kendi başına hatırlamasına yardımcı olabileceği belirtiliyor. Bu yöntemle bir sonraki seferde kelimenin daha hızlı hatırlanması sağlanabiliyor.</p>

<p><img height="304" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/10/01/haber-gorseli-3-5-1727778196-284-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>“HAFIZAYI CANLI TUTMAK VE ZİHİNSEL AKTİVİTELERLE BEYNİMİZİ ZORLAMAK ÖNEMLİDİR”&nbsp;</strong></p>

<p>Nörobilim uzmanları ise dilimin ucunda fenomenini şöyle açıklıyor: "Beynimiz adeta dev bir kütüphane gibi çalışır. Bilgiyi kategorize eder ve ihtiyacımıza göre sunar. Ancak bazen beynimizde bu bilgilere erişimde bir trafik sıkışıklığı olur. Özellikle yaş ilerledikçe bu tür anlar daha sık yaşanır. Bu durumu engellemek için hafızayı canlı tutmak ve zihinsel aktivitelerle beynimizi zorlamak önemlidir. Yapbozlar çözmek, dil öğrenmek veya yeni beceriler geliştirmek gibi faaliyetler, bu tıkanmaları azaltmaya yardımcı olabilir."</p>

<p>Dilimizin ucunda tıkanan kelimeler beynimizin içindeki karışıklıklardan kaynaklanır. Ancak doğru yöntemlerle ve zihinsel egzersizlerle bu sıkışıklığı aşmak mümkün hale geliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Oct 2024 17:19:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/10/biliyorum-ama-hatirlayamiyorum-dilimin-ucunda-dedigimiz-durum-neden-yasaniyor-1727792362.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kızılay’dan kan bağışı çağrısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/kizilaydan-kan-bagisi-cagrisi-711</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/kizilaydan-kan-bagisi-cagrisi-711</guid>
                <description><![CDATA[Kızılay’dan kan bağışı çağrısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Türkiye’de kan bağışı konusundaki tek adres olan Kızılay’da geçtiğimiz aylarda kritik seviyenin altına inen kan stokları, kan bağışı çağrılarının ardından toparlanmaya başladı. Vatandaşlar 81 ildeki 300 kan bağışı noktasından istedikleri zaman kan bağışlayabiliyor.</p><p>“Kan bağışında ucu ucuna gidiyoruz”</p><p>Türk Kızılayı Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Saygılı, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, kanın sürekli bir ihtiyaç olduğunu anlatarak, “Her 3 ayda bir 18-65 yaş arasındaki vatandaşlarımız Kızılay’a gelip bağış yapmalı. Türkiye’deki hastanelerde ameliyat olurken ve kanamalı bir kaza geçirdiğinde vatandaşlarımızın kana ihtiyacı oluyor. Kan bağışında ucu ucuna gidiyoruz. Yazı bitirdiğimiz bu günlerde stoklarımız normal gidiyor ama devamlı dolu tutmamız gerekiyor. Acil kan anonsları yapmaktansa 85 milyon kıymetli ailemizi bağışa davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p><p>“Şu an stoklarımız normal durumda”</p><p>Kızılay’ın kan stoklarının normal seviyede tutulması gerektiğini anlatan Saygılı, “Biz Kızılay olarak Türkiye’nin 300 noktasında kan bağışı alıyoruz. Bin 176 hastaneye 7 gün 24 saat esasına göre büyük bir lojistik operasyon gerçekleştiriyoruz. Herkes düzenli bir şekilde Kızılay’a gelerek her 3 ayda bir kan vererek bu stokları normal seviyede tutmaya davet ediyorum. Şuan stoklarımız normal durumda ve gelen bütün talepleri karşılıyoruz” diye konuştu.</p><p>“Herkes düzenli kan bağışı yapmalı”</p><p>Kan bağışı yapan Erhan Kömür isimli vatandaş, “Herkesin kan vermesini isterim. Ben vatandaşlık görevini yerine getiriyorum. Düzenli kan bağışı yapmaya çalışıyorum. Her 3 ayda bir olmasa bile aralıklarla bağışta bulunuyorum” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 18:18:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/09/kizilaydan-kan-bagisi-cagrisi-1725895139.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maymun çiçeği virüsü havuzda yayılabilir mi?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/maymun-cicegi-virusu-havuzda-yayilabilir-mi-666</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/maymun-cicegi-virusu-havuzda-yayilabilir-mi-666</guid>
                <description><![CDATA[Maymun çiçeği virüsü havuzda yayılabilir mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Maymun çiçeği (mpox) virüsünün, enfekte bir kişinin deri lezyonları, vücut sıvıları veya uzun süreli solunum damlacıklarına maruz kalma yoluyla bulaştığını belirten uzmanlar belirti gösteren kişilerle yakın temastan kaçınılmasını önerdi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, havuz, hamam ve kaplıca gibi alanlarda maymun çiçeği virüsünün bulaşma riskine dair bilgiler verdi.</p>

<p>Maymun çiçeği (mpox) virüsünün, esas olarak enfekte bir kişinin deri lezyonları, vücut sıvıları veya uzun süreli solunum damlacıklarına maruz kalma yoluyla bulaştığını hatırlatan Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, “Virüsün ana bulaşma yolları göz önüne alındığında, yüzme havuzları, deniz veya diğer su kaynakları yoluyla bulaşma riski oldukça düşüktür. Ancak, yüzme sırasında lezyonları olan biriyle doğrudan cilt teması risk oluşturabilir.” dedi.</p>

<p>Maymun çiçeği virüsünün klorlanmış su gibi dezenfekte edilmiş ortamlarda hayatta kaldığına dair bir kanıt olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, “Yüzme havuzlarında kullanılan klor seviyeleri, virüsü etkisiz hale getirir. Bu nedenle, düzgün şekilde bakımı yapılan havuzlar genel olarak güvenlidir.” dedi.</p>

<p><strong>BELİRTİLERİ OLAN KİŞİLER YÜZME ALANLARINA GİRMEMELİ</strong></p>

<p>Hamam veya kaplıcalar gibi diğer su kaynakları hakkında da spesifik veriler olmadığını dile getiren Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, “Genel olarak uygun şekilde bakımı yapılan su kaynaklarının virüsün yayılması açısından düşük risk taşıdığı kabul edilir.” dedi. Hijyen açısından, yüzme havuzlarında suyun uygun şekilde dezenfekte edilmesi ve yüzeylerin düzenli olarak temizlenmesinin önemli olduğunu da sözlerine ekleyen Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, belirtileri olan kişilerin toplu yüzme alanlarına girmemesinin bulaşmayı önlemek açısından kritik olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>ORTAK KULLANILAN EŞYALARLA TEMAS SONRASI ELLER YIKANMALI</strong></p>

<p>Yetkililerin, maymun çiçeği belirtileri gösteren kişilerle yakın temastan kaçınılmasını önerdiğini hatırlatan Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, “Kişisel hijyenin sağlanması, yüzeylerle veya ortak kullanılan eşyalarla temas sonrası ellerin yıkanması gibi önlemler virüsün yayılma riskini azaltabilir. Halk sağlığı açısından, semptomları olan kişilerin izole edilmesi ve hastalığın bulaşıcılık süresi boyunca toplumdan uzak durmaları önerilir. Özetle, maymun çiçeği virüsünün su yoluyla yayılma riski düşük olsa da hijyen kurallarına dikkat etmek ve enfekte kişilerle doğrudan temastan kaçınmak önemlidir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Sep 2024 19:39:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/09/maymun-cicegi-virusu-havuzda-yayilabilir-mi-1725813564.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Manisa  Kayaaltı Mahallesine sağlıklı içme suyu hattı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/manisa-kayaalti-mahallesine-saglikli-icme-suyu-hatti-637</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/manisa-kayaalti-mahallesine-saglikli-icme-suyu-hatti-637</guid>
                <description><![CDATA[Manisa  Kayaaltı Mahallesine sağlıklı içme suyu hattı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>MASKİ Genel Müdürlüğü, Gölmarmara ilçesine bağlı Kayaaltı mahallesinde bulunan ve içme suyu şebeke hattı olmayan Kayaaltı Sokak’ta başlattığı çalışmayı tamamladı. Yapılan çalışma ile hanelere daha sağlıklı ve verimli içme suyu sağlandı.</p>

<p><strong>MANİSA (İGFA) -&nbsp;</strong>Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, il genelinde vatandaşlara daha sağlıklı altyapı sistemleri sunmak adına yoğun çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda İçme Suyu Dairesi Başkanlığı ekipleri Gölmarmara ilçesine bağlı Kayaaltı mahallesinde bulunan ve içme suyu şebeke hattı olmayan Kayaaltı Sokak’ta çalışma gerçekleştirdi. Kısa sürede tamamlanan çalışmayla hanelere kesintisiz ve daha verimli içme suyu sağlandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Sep 2024 16:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/09/manisa-kayaalti-mahallesine-saglikli-icme-suyu-hatti-1725370682.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/meme-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-577</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/meme-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-577</guid>
                <description><![CDATA[Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri, dünyada kadınlar arasında en yaygın görülen kanser türlerinden biri olarak biliniyor. Uzmanlar, her geçen gün artan meme kanseri vakalarına dikkat çekerek, erken teşhisin önemini vurguluyor.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Uzmanlar, meme kanseri riskinin özellikle 40 yaşından sonra artış gösterdiğini ifade ederken, bunu genç kadınların risk altında olmadıkları anlamına gelmediğinin de altını çiziyor. Son yıllarda, genç yaşta meme kanseri tanısı konulan vakaların sayısında da ciddi bir artış olduğunu dile getiren uzmanlar, bu artışın nedenleri arasında genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenler, yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme alışkanlıklarının da etkili olduğunu ifade ediyor.</p>

<p><img height="450" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/08/21/indir-1724246269-6-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çeken uzmanlar, erken teşhis edilen meme kanseri vakalarının tedavi süreçlerinin diğerlerine göre çok daha başarılı olduğunu belirterek, düzenli olarak meme kontrollerini yaptırmaları ve kendi kendine muayene konusunda bilinçlenmeleri gerektiği konusunda kadınları uyarıyor.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><img height="477" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/08/21/nhgfgdgdfsx-xduy-1724246338-133-x750.webp" width="750" /></p>

<p>Erkeklerde de nadiren meme kanserinin görülebileceğini belirten uzmanlar, bu konuda erkek kadın demeden herkesin bilinçlenmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Aug 2024 17:15:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/08/meme-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-1724249752.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geçmeyen mide bulantısının nedeni stres</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/gecmeyen-mide-bulantisinin-nedeni-stres-576</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/gecmeyen-mide-bulantisinin-nedeni-stres-576</guid>
                <description><![CDATA[Geçmeyen mide bulantısının nedeni stres]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle mide bulantısı denildiğinde akla ilk olarak yiyecek ya da içecekler geliyor fakat psikolojik etkenler de mide bulantısının önemli sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Stres ve kaygı gibi duygusal durumlar ve sinirlilik hali fizyolojik reaksiyonlara yol açarak mide bulantısına neden olabiliyor.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Uzmanlar, kişinin duygularını ifade edememesinin ya da bastırmasının fiziksel rahatsızlıklara zemin hazırlayabileceğini belirtiyor. Duygusal durumların yoğun olduğu anlarda vücut tepki olarak mide bulantısı geliştirebiliyor. Uzmanlar, mide bulantısının özellikle stres altında daha belirgin hale geldiği dile getiriyor.</p>

<p><br />
<img height="424" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/08/21/mdie-bulantisi-1724240360-258-x750.jpeg" width="750" /><br />
<strong>PSİKOLOJİK DESTEK ALMAK ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Uzmanlar, strese bağlı mide bulantısının önüne geçmek için stres yönetimi tekniklerinin uygulanması ve kişinin kendini rahatlatabileceği aktivitelerle ilgilenmesini öneriyor. Duyguların da bastırılmadan, uygun yollarla ifade edilmesinin bu tür fizyolojik tepkilerin azaltılmasında etkili olduğunu kaydeden uzmanlar, psikolojik nedenlerle oluşan mide bulantılarının, fiziksel nedenlerle oluşanlardan ayırt edilebilmesi ve uygun bir tedavi planı oluşturulabilmesi için psikolojik destek almanın bu süreçte faydalı olabileceği ifade ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Aug 2024 17:15:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/08/gecmeyen-mide-bulantisinin-nedeni-stres-1724249741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşırı alkol ve sigara kemikleri eritiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/asiri-alkol-ve-sigara-kemikleri-eritiyor-512</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/asiri-alkol-ve-sigara-kemikleri-eritiyor-512</guid>
                <description><![CDATA[Aşırı alkol ve sigara kemikleri eritiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her 3 kişiden birinde görülen kemik erimesi (osteoporoz) hastalığı konusunda önemli uyarılarda bulunan uzmanlar, aşırı alkol ve sigara tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Kemik erimesi (osteoporoz) hastalığının en çok el bilekleri, kalça ve omurgada yaşandığına vurgu yapan uzmanlar, “Kemik erimesi hastalığı dünyada her 3 kişiden birinde görülüyor. Pandemi sonrasında Türkiye’de kemik erimesi hastalığının görülme oranı yükseldi. Bu hastalık, 45 yaş üstü insanlarda risk de oluşturuyor. Bu hastalığa yakalanmamak ya da kurtulmak için en önemli unsur, sağlıklı ve dengeli beslenmek.” diyorlar.</p>

<p><img height="499" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/07/27/kemik-erimesi-1722074156-226-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>“AŞIRI ALKOL VE SİGARA TÜKETMEYİN”</strong></p>

<p>Kemik erimesi hastalığının kemik kırılmalarını tetiklediğini ve büyük risk oluşturduğunu dile getiren uzmanlar, “Kemik erimesinin oluşmasında en önemli etkenlerden birinin aşırı alkol ve sigara tüketimi olduğuna dikkat çekerek D vitamini, protein ve kalsiyum gibi minerallerin alınması; yürüyüş, açık hava egzersizleri gibi aktivitelerle zaman geçirmelerinin bu hastalığa yakalanma riskini azaltacağı konusunda vatandaşları uyarıyor.</p>

<p><img height="509" src="https://www.herkesduysun.com/static/2024/07/27/thumbs-b-c-33bf8f0c838ee2113d3b633968d69ab8-1722074226-837-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>KEMİK ERİMESİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?</strong></p>

<p>Kemik erimesi tedavisine erken başlamanın da oldukça önemli olduğunu ifade eden uzmanlar, “Kemik erimesi tedavisinde geç kalmamak, erken tedaviye başlamak önemlidir. Tedavide ilk olarak vitamin ve mineral destekleri ile birlikte sağlıklı bir beslenme planı oluşturulmalıdır. Kemiklerinde kırık gelişme riskinin yüksek olduğu tespit edilen hastalarda, doktor tavsiyesiyle osteoporoz ilaçları olarak bilinen bifosfonatların kullanılmasına başlanmalıdır.” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Jul 2024 18:31:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/07/asiri-alkol-ve-sigara-kemikleri-eritiyor-1722094266.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muğla’da HPV aşısı için başvurular devam ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/muglada-hpv-asisi-icin-basvurular-devam-ediyor-505</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/muglada-hpv-asisi-icin-basvurular-devam-ediyor-505</guid>
                <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz Rahim Ağzı Kanseri aşı uygulaması için başvurular devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz Rahim Ağzı Kanseri aşı uygulaması için başvurular devam ediyor.</p><p style="text-align: justify;"><strong>MUĞLA (İGFA) - </strong>Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olan HPV (İnsan Papilloma Virüsü) virüsü kaynaklı kanser vakalarının son yıllarda artış göstermesinden dolayı Muğla Büyükşehir Belediyesi 9-26 yaş aralığındaki kız çocuklarına ve kadınlara yönelik rahim ağzı kanseri aşısı yapmak için çalışmaları başlattı. Başvuruların devam ettiği HPV aşısı için son başvuru tarihi 31 Temmuz olarak belirlendi.</p>

<p style="text-align: justify;">HPV Aşısı ilk etapta Muğla il sınırları içinde ikamet eden, Büyükşehir Belediyesi’nden sosyal yardım alan veya yüzde 40 üzeri engelli raporu bulunan&nbsp; 9-26 yaş aralığındaki kız çocuklarına ve kadınlara ücretsiz yapılacak. Aşı için başvurular 31 Temmuz tarihine kadar https://mugla.bel.tr/hpvasiformu adresinden yapılabilecek.</p>

<p style="text-align: justify;"></p>

<p style="text-align: justify;"><b>HPV NEDİR?</b></p>

<p style="text-align: justify;">HPV (İnsan Papilloma Virüsü) insandan insana bulaşan bir virüstür. HPV virüsü deri ve mukoza zarlarını etkileyen birden fazla virüs türünden oluşan bir ailedir. HPV’nin çeşitli varyasyonları vardır ve bazıları enfeksiyonlara sebep olabilirken, bazıları ise hiçbir şikayete neden olmayabilir. En yaygın belirtisi genital bölgede oluşan siğillerdir. Bununla birlikte bazı türleri ciddi anlamda kanserojen olup, özellikle kadınlarda rahim ağzı gibi kanser türlerinin en önde gelen sebebidir. Ayrıca anüs kanserine, erkeklerde penis kanserlerine sebep olabilmektedir. Hatta yapılan çalışmalarda sebep olduğu kanser türlerinin genital bölge ile sınırlı kalmadığı; baş ve boyun kanserleri ile boğaz kanserine de yol açabildiği gözlenmektedir.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>&nbsp;</b></p>

<p style="text-align: justify;"><b>&nbsp;</b></p>

<p style="text-align: justify;"><b>HPV NASIL BULAŞIR?</b></p>

<p style="text-align: justify;"><b>Cinsel Temas:</b>&nbsp;Cinsel yolla bulaşan HPV tipleri genellikle cinsel temas sırasında bulaşır. Virüs, cinsel organların derisi veya mukoz membranları yoluyla temasla geçer. Cinsel ilişki sırasında deri teması, HPV’nin yayılmasına neden olabilir.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Cilt Teması:</b>&nbsp;HPV’nin bazı tipleri, cilt teması yoluyla bulaşabilir. Bu, özellikle genital bölge dışındaki ciltte meydana gelen siğillerle ilişkilidir. Siğillerin olduğu bölgelere dokunmak veya temas etmek, virüsün bulaşmasına yol açabilir.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Doğum Sırasında:</b>&nbsp;Bir HPV taşıyıcısı anne, doğum sırasında virüsü bebeğine geçirebilir. Bu durum genellikle doğum kanalındaki enfekte dokuların bebeğin gözleri, ağızı, boğazı veya cildiyle temas etmesi sonucunda gerçekleşir.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Cinsel Siğiller:</b>&nbsp;HPV’nin düşük riskli tipleri cinsel siğillere neden olabilir. Cinsel siğillerin olduğu bölgelere dokunmak, virüsün bulaşmasına sebep olabilir.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Kişisel Temas ve Ortak Kullanım:</b>&nbsp;HPV’nin bulaşma riski, kişisel temas ve ortak kullanılan eşyalar yoluyla minimaldir. Ancak bu yollarla bulaşma olasılığı sıfır değildir.</p>

<p style="text-align: justify;"></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Jul 2024 18:28:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/07/muglada-hpv-asisi-icin-basvurular-devam-ediyor-1722094128.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak hava depresyonu tetikliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/sicak-hava-depresyonu-tetikliyor-473</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/sicak-hava-depresyonu-tetikliyor-473</guid>
                <description><![CDATA[Sıcak havaların; isteksizlik, aşırı yorgunluk hissi, tahammülsüzlük veya çabuk öfkelenme gibi problemlere sebep olabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Havanın güneşli veya kapalı olması psikolojiyi etkiliyor. Sıcak havaların; isteksizlik, aşırı yorgunluk hissi, tahammülsüzlük veya çabuk öfkelenme gibi problemlere sebep olabiliyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kişinin yemek hazırlamaya üşenerek sağlıksız gıdalara yönelmesinin veya aşırı sıcaklar sebebiyle iştahsız olmasının yaşam kalitesini düşüren etkenlerden olduğunu söyleyen Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Aşırı sıcak havalar kişide çarpıntı, nefes darlığı, bayılma hissi, bunalma veya panik hali yaratabilir. Sıcak havaya maruz kalan panik bozukluğu olan hastalar deneyimledikleri bu durumu yanlış yorumlayabilir, rahatsızlıklarından dolayı bu durumu yaşadıklarını düşünüp olumsuz etkilenebilirler. Eğer çevrenizde bu sorunu yaşayanlar varsa empati çerçevesinde açıklama yapabilir ve yaşadığı sıkıntının herkesin yaşayabileceği normal bir durum olduğunu anlatabilirsiniz” dedi.</p>

<p>Birçok bilimsel araştırmaya göre aşırı sıcak havaların depresyonu tetikleyebildiğini paylaşan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Kötü ve rahatsız hissedildiğinde veya baş edilemeyen durumlarda uzman desteği almaktan kaçınılmamalı. Psikiyatrik tedavi sürecinde kullanılan birtakım ilaçlar bazen dolaylı olarak aşırı sıcaklarda kişiyi olumsuz etkileyebilir. Ya da kişi kendini daha iyi hissetmek için bilinçsizce ilacı veya tedavi yöntemini değiştirmeye kalkabilir. Bu yanlış davranışlar yerine akla takılan bütün soru işaretleri için mutlaka bir doktora danışılmalı” diye konuştu.</p>

<p><strong>BU DURUMUN GEÇİCİ OLDUĞU UNUTULMAMALI</strong></p>

<p>Bu dönemde aşırı sıcağa maruz kalmaktan kaçınmanın, düzenli uyumaya ve bol sıvı tüketimine özen göstermenin, iş yerinde, evde veya sosyal ortamlarda daha fazla empati ile ilişkilerin sürdürülmesine dikkat etmenin psikolojik sağlık için çok önemli olduğunu vurgulayan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Sıcak ve bunaltıcı hava sebebiyle; daha gergin daha tahammülsüz ve daha huzursuz hissedebiliriz ama sağlımız için yapmamız gereken, bu duyguların geçici olduğunu bilerek yaşadığımız sıkıntının herkesi olumsuz etkilediğini unutmadan birbirimize karşı daha anlayışlı olmak” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 08:18:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/07/sicak-hava-depresyonu-tetikliyor-1721625510.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sakarya’da suyun kalitesine sıkı takip</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/sakaryada-suyun-kalitesine-siki-takip-472</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/sakaryada-suyun-kalitesine-siki-takip-472</guid>
                <description><![CDATA[Sakarya’da suyun kalitesine sıkı takip]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SASKİ, su kaynaklarını korumak ve su kalitesini kontrol altında tutmak için numune alma işlemlerini rutin olarak sürdürüyor. Sapanca Gölü ve şehir genelindeki dere yataklarından alınan numuneler son teknolojiye sahip laboratuvarda sürekli inceleniyor.</p><p><strong>SAKARYA (İGFA) - </strong>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), doğru su politikaları ile içme suyunun kalitesini kontrol altında tutmaya devam ediyor. Dere yatakları ve Sapanca Göl’ünden her gün rutin olarak yapılan incelemelerde suyun değerleri titizlikle inceleniyor.</p>

<p>Su kaynaklarından alınan numuneler bölgenin en kapsamlısı Büyükşehir Belediyesi Su ve Atık Su Kontrol Laboratuvarı’nda incelemek üzere alanında uzman ekibe teslim ediliyor. Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından 184 parametre ile akredite olan laboratuvarda içme sularının tüm parametre değerlerine bakılıyor. Yılda ortalama 5 bin 500 numunenin kontrol edildiği laboratuvarda toplamda 12 bin parametre inceleniyor.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/07/21/5-2-1721561960-433-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>VATANDAŞIN SAĞLIĞI İÇİN SU KAYNAKLARI SÜREKLİ KONTROL ALTINDA</strong></p>

<p>Kurum tarafından yapılan açıklamada, “Vatandaşlarımızın sağlığını korumak ve olumsuzluklara geçit vermemek için su kaynaklarımızı sıkı bir şekilde kontrol altında tutuyoruz. Ekiplerimiz sürekli sahada gezerek topladığı numuneleri gerek anlık olarak gerekse laboratuvarda inceliyor. Titizlikle sürdürdüğümüz çalışmalar ile su kaynaklarımızı da koruma altında tutuyoruz” ifadeleri kullanıldı.</p>

<p></p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 08:18:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/07/sakaryada-suyun-kalitesine-siki-takip-1721625500.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ehliyet alırken yapılan psikolojik test yeterli mi?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/ehliyet-alirken-yapilan-psikolojik-test-yeterli-mi-463</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/ehliyet-alirken-yapilan-psikolojik-test-yeterli-mi-463</guid>
                <description><![CDATA[Ehliyet alırken yapılan psikolojik test yeterli mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adrenalin bağımlılığı olan kişilerin riskli davranışlarda bulunma eğilimlerinin diğer insanlara nazaran çok daha yoğun olduğunu belirten uzmanlar, bu tür kişilerin iyi hissedebilmek için adrenalin arayışına girdiklerini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, tehlikeli şekilde araç kullanan ve kaza yaparak olay yerinden kaçan kişilerin içinde bulundukları psikolojik durumları değerlendirdi.</p>

<p>Bir kazaya sebep olan sürücünün olay yerinden uzaklaşması ve yardım etmek için durmayışının ardında yatabilecek psikolojik etkenleri değerlendiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Öncelikle yaşanan bu durumu psikolojik bir sorunla izah etmek, yaşanan durumu açıklamak için yeterli olmayabilir. Çünkü kazaya sebep olan kişi ile ilgili herhangi bir kanaate varabilmek için daha fazla bilgiye ihtiyaç gerekmektedir.” dedi.</p>

<p>Bir kişinin kaza yerinden kaçmasının pek çok nedene bağlı olabileceğini belirten Cumali Aydın, bu nedenleri şöyle sıraladı:</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/07/21/1721125683-uzman-klinik-psikolog-cumali-aydin-1721569720-31-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>“Kazayı gerçekleştiren kişi ceza almaktan ya da kaza sonrası kendisine saldırılmasından korkmuş ve bu nedenle kaçmış olabilir. Bununla birlikte madde ya da alkol etkisi altında olabilir bu nedenle yaptığı davranışın sonucunu umursamamış ya da farkına dahi varmamış olabilir. Kazaya neden olan kişiyi, kişilik özellikleri açısından değerlendirecek olursak, bu kişi vicdan ve empatiden yoksun psikopat kişilik özellikleri taşıyor olabilir. Ayrıca kazayı gerçekleştiren kişinin yaşı da (18 yaş altı) göz önünde bulundurulması gereken önemli bir faktördür. Bu yaşlardaki kişiler riskli davranışlar sergilemeye daha yatkın olabilirler. Yaptıkları davranışların olası sonuçlarını değerlendirmede daha zayıf olabilirler. Bu durum da bu kişilerin hız yapmak, trafikte makas atmak gibi riskli davranışlar sergilemelerini daha olası kılabilmektedir.” &nbsp;</p>

<p><strong>EHLİYET ALIRKEN YAPILAN PSİKOLOJİK TEST YETERLİ Mİ?</strong></p>

<p>Kişilerin ehliyet talebinde bulunduklarında pek çok parametrenin bulunduğu psikiyatrik muayeneden geçtiklerini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu parametrelerle, sürücü adayının zeka durumunun ne düzeyde olduğu, bunama, narkolepsi ya da epilepsi gibi nörolojik problemlerinin olup olmadığı, şizofreni ve bipolar gibi psikiyatrik bozukluk olup olmadığı, dürtü denetim problemi olan aşırı fevri kişilik yapısına sahip olup olmadığı, bununla birlikte alkol ve madde kullanımının olup olmadığı gibi hususlar denetlenir.” bilgisini verdi.</p>

<p>Psikiyatrik muayenenin oldukça detaylı ve yeterli olduğunu belirten Cumali Aydın, ancak bu değerlendirmenin ne kadar sağlıklı yapıldığı ve kriterlere dikkat edilip edilmediğinin asıl üzerinde durulması gereken nokta olduğuna dikkat çekti: “Özetle muayenenin yeterliliğinden ziyade ehliyet alım sürecinde uygulanan prosedürlerin ne kadar sağlıklı uygulandığı ve gerekli denetimlerin sağlanıp sağlanmadığı konusu üzerinde durulması daha sağlıklı olacaktır.”</p>

<p><strong>RİSKLİ DAVRANIŞLARDAN ÖNCE ‘DUR-DÜŞÜN-HAREKETE GEÇ’ TEKNİĞİ KULLANILMALI</strong></p>

<p>“Adrenalin bağımlılığı olan kişilerin eylemleri incelendiğinde riskli davranışlarda bulunma eğilimlerinin diğer insanlara nazaran çok daha yoğun olduğu görülmektedir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, adrenalin bağımlılarında adrenalin ve ruhsal açıdan iyi oluş arasında ilişki olduğunu dile getirdi. Bu tür kişilerin iyi hissedebilmek için adrenalin arayışına girdiklerinin görüldüğünü ve adrenalin artışına neden olacak pek çok aktivitede bulunduklarını da ifade eden Cumali Aydın, “Hızlı araba kullanmak, paraşütle atlamak, dövüş sporlarıyla ilgilenmek, iş yaşamlarında riskli kararlar almak ve kumar oynamak gibi davranışlar bu davranışlara örnek olarak gösterilebilir.” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 08:17:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/07/ehliyet-alirken-yapilan-psikolojik-test-yeterli-mi-1721625429.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meme hastalıkları kadınları olumsuz etkiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/meme-hastaliklari-kadinlari-olumsuz-etkiliyor-401</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/meme-hastaliklari-kadinlari-olumsuz-etkiliyor-401</guid>
                <description><![CDATA[Meme hastalıkları kadınları olumsuz etkiliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, meme hastalıkları ve meme cerrahisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>Birçok meme hastalığının nedeni belirsiz</strong></p>

<p>İyi huylu olabilecek kistler, fibroadenom gibi tümörler, mastalji (meme ağrısı), meme akıntıları, meme kanallarının genişlemesi, meme iltihabı ve yağ veya cilt altı dokusundan kaynaklanan hastalıklar gibi çeşitli meme hastalıkları bulunduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, “Bu hastalıklar meme sağlığını etkileyebilir ve çeşitli belirtilerle ortaya çıkabilirler.” dedi. </p>

<p>Meme hastalıklarının ortaya çıkmasının nedenlerinin, hastalığın türüne bağlı olarak değiştiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, “Ancak birçoğunun nedeni belirsizdir. Bazı hastalıklarda hormonal etkiler rol oynayabilirken, diğerlerinde çevresel faktörler etkili olabilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>“Cerrahi müdahale gerekebilecek durumlar çeşitli olabilir”</strong></p>

<p>Meme cerrahisinin meme bölgesindeki her türlü hastalığa odaklandığına değinen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, “Bu hastalıklar arasında ağrı, ele gelen kitle, kızarıklık, akıntı gibi belirtiler gösteren sorunlar bulunur ve genel cerrahi bölümü ve uzmanı tarafından incelenir.” dedi.</p>

<p>Meme hastalıklarının tedavisinde cerrahi müdahale gerekebilecek durumların çeşitli olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Örneğin, bir meme kisti varsa ve belirli bir büyüklüğe ulaşmışsa boşaltılması veya alınması gerekebilir. Fibroadenom gibi iyi huylu bir tümör varsa ve belirli bir büyüklüğe ulaşmışsa veya kişinin yaşı 35’in üzerindeyse ve büyüme gözleniyorsa alınması gerekebilir. Mastodini veya mastaji gibi memede ağrılar varsa, sebebi tespit edildikten sonra buna yönelik tedavi yapılır. Meme başından gelen akıntılar varsa, bu akıntıların sebebi belirlendikten sonra tedavi yapılabilir. Duktus genişlemesi gibi meme kanallarında belirtiler varsa ve şüpheli durumlar söz konusuysa tedavi uygulanabilir. Mastit gibi meme iltihabı durumunda tanı yapıldıktan sonra antibiyotik veya semptomatik tedavi uygulanabilir. Eğer meme kanseri gibi kötü huylu bir durum varsa, biyopsi sonrası teşhis edildiğinde cerrahi müdahale gerekebilir. Ayrıca, yağ nekrozu veya cilt altı dokusundan kaynaklanan durumlar da cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.”</p>

<p><strong>“Memeyle ilgili bir sorun, kadınları hem fiziksel hem de psikolojik olarak etkileyebilir”</strong></p>

<p>Meme hastalıklarının kadınlar üzerinde farklı etkileri olabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, “Meme, estetik ve fonksiyonel öneme sahip bir organdır. Bebek beslenmesi için gereklidir ve emzirmeyi sağlar. Bu nedenle memeyle ilgili bir sorun, kadınları hem fiziksel hem de psikolojik olarak etkileyebilir. İlk olarak, psikolojik etkiler görülür. Bir kitle veya belirti fark edildiğinde, kişi hemen psikolojik olarak etkilenebilir. Sonuçlar tetkiklerden sonra belli olur. İyi huylu ise moral düzelebilir, ancak kötü huylu bir durumda psikolojik etkiler artabilir. Tedavi sonrasında vücutta değişiklikler olabilir ve kanser durumunda tedavi süreci uzun ve zorlayıcı olabilir, hayatın her aşamasını etkileyebilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>“Ailede risk grubunda olan kişilerin de kontrol edilmesi gerekir”</strong></p>

<p>“Kanser durumunda doğru tedavi yöntemlerinin belirlenmesi önemlidir.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, genellikle cerrahi müdahale içeren kombinasyon bir tedavi uygulandığını söyledi. Kanserli dokunun temizlenmesinin ardından radyoterapi, kemoterapi veya immünoterapi gibi ek tedavilerden birinin seçildiğini sözlerine ekleyen Dr. Öğr. Üyesi Koca “Tedavi sonrası hastanın düzenli olarak takip edilmesi gerekir. Ayrıca, ailede risk grubunda olan kişilerin de kontrol edilmesi önemlidir. Cerrahi tedavide, hangi yöntemin uygulanacağı tetkiklerle belirlenir ve ameliyat tipi buna göre belirlenir.” dedi.</p>

<p><strong>Meme muayenesi yapmayı öğrenmek önemli</strong></p>

<p>Meme hastalıklarının tamamen önlenemeyeceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Ancak risk faktörlerini azaltarak ve belirli koruma yöntemlerini uygulayarak olasılıkları azaltabiliriz. Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek, radyasyon gibi risk faktörlerinden uzak durmak, uyku düzeni sağlamak, alkol ve sigaradan kaçınmak, doğum sonrası bebeği uzun süre emzirmek, hormon tedavisi alınıyorsa sınırlı tutmak, kendi vücudumuzu tanımak, meme muayenesi yapmayı öğrenmek ve düzenli doktor kontrollerine gitmek önemlidir.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 14:36:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/07/meme-hastaliklari-kadinlari-olumsuz-etkiliyor-1720784168.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Sen: &quot;Sahada Yetkili, Masada Etkili&quot;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/saglik-sen-sahada-yetkili-masada-etkili-375</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/saglik-sen-sahada-yetkili-masada-etkili-375</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Sen: "Sahada Yetkili, Masada Etkili"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sağlık-Sen Adana Şube Başkanı Bekir Nennioğlu ve sendika üst yöneticileri Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar ile bir araya geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sendika temsilcileri, sahada çalışan sağlık çalışanlarının yaşadıkları sorunlar ve çözüm önerilerini Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar ‘a dile getirirken çözümler masaya yatırıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">'<strong>Sahada Yetkili, Masada Etkili' </strong>Sendika <strong>Sağlık-Sen</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Memur-Sen ve Sağlık-Sen Adana Şube Başkanı Bekir Nennioğlu İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar’ın her konuya duyarlılıkla yaklaştığını ve çözüm odaklı olduğunu ifade ederek, "Sahada günlerdir tüm sağlık tesislerini ziyaret ederek sağlık çalışanları ile bir araya gelip onların sorunlarını not alıp çözümler için kurum amirleri ile çözüm arıyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantıda ise önemli konuları İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar beye ilettik kendisine çözüm odaklı yaklaşımı için teşekkür ediyorum. Sağlık Çalışanları şundan emin olsun sahada yetkili sendika olduğumuz gibi sorunların çözülmesi konusunda her masada da etkili sendika Sağlık-Sen olmuştur" ifadesini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sendika başkanı Bekir Nennioğlu ve beraberindekiler konuşmaların tamamlanmasından sonra, İl Sağlık Müdürü Dr. Halil Nacar'la toplu fotoğraf çekildiler,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sendika başkanı Bekir Nennioğlu ve beraberindekiler konuşmaların tamamlanmasından sonra, İl Sağlık Müdürü Dr. Halil Nacar'la toplu fotoğraf çekildiler,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>"Sorunları Değerlendirdiğimiz Verimli Bir Görüşme Oldu"</strong><br />
İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirip, "Tesislerimiz, çalışma arkadaşlarımız ve hizmetlerle ilgili sorunları değerlendirdiğimiz verimli bir görüşme oldu. Sendika yetkililerimiz ile belirli aralıklarla biraraya geliyoruz ve bu devam edecek. Birkez daha ziyaretleri için çok teşekkür&nbsp;ederim"&nbsp;dedi.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jul 2024 16:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/07/adana-saglik-calisanlarinin-sorunlari-masaya-yatirildi-sahada-yetkili-masada-etkili-sendika-saglik-sen-1720617172.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nilüfer Belediyesi’nde sigara bıraktırma seferberliği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/nilufer-belediyesinde-sigara-biraktirma-seferberligi-346</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/nilufer-belediyesinde-sigara-biraktirma-seferberligi-346</guid>
                <description><![CDATA[Nilüfer Belediyesi, Nilüfer İlçe Sağlık Müdürlüğü işbirliğiyle ‘Sigara Bıraktırma Seferberliği’ başlattı. Sigaranın zararlarının anlatıldığı projede çalışanların ve toplum sağlığının iyileştirilmesi hedefleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, Nilüfer İlçe Sağlık Müdürlüğü işbirliğiyle ‘Sigara Bıraktırma Seferberliği’ başlattı. Sigaranın zararlarının anlatıldığı projede çalışanların ve toplum sağlığının iyileştirilmesi hedefleniyor.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Nilüfer Belediyesi, sağlıklı bir çalışma ortamı sağlamak ve sigara kullanımına bağlı hastalıkları önlemek amacıyla Nilüfer İlçe Sağlık Müdürlüğü ile önemli bir projeyi hayata geçirdi. &nbsp;‘Sigara Bıraktırma Seferberliği’ ile 1-3 Temmuz tarihleri arasında sigarayı bırakmak isteyen belediye çalışanları için, Nilüfer İlçe Sağlık Müdürlüğü Sigara Bıraktırma Polikliniği'nden randevu alınıyor, sigara bırakma tedavi sürecine başlanıyor.</p>

<p><img height="525" src="https://www.igfhaber.com/static/si/sigarayi-birakma-9-1719845143-905.jpeg" width="750" /><br />
&nbsp;Polikliniğe giden çalışanların öncelikle tansiyon ve karbonmonoksit ölçümleri yapılıyor. Daha sonra çalışan ile konuşup, sigaranın zararları anlatılıyor. Duruma göre psikolojik ve medikal destek sağlanıyor.</p>

<p><br />
Nilüfer Belediyesi, ‘Sigara Bıraktırma Seferberliği’ ile çalışanların sağlıklı bir yaşam sürmelerinin yanı sıra toplum sağlığını güçlendirmede de farkındalık oluşturmayı hedefliyor.<br />
&nbsp;</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jul 2024 05:35:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/07/nilufer-belediyesinde-sigara-biraktirma-seferberligi-1719887712.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eski emniyet müdürü kansere yenik düştü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/eski-emniyet-muduru-kansere-yenik-dustu-316</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/eski-emniyet-muduru-kansere-yenik-dustu-316</guid>
                <description><![CDATA[Eski emniyet müdürü kansere yenik düştü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:22px">Evli ve iki erkek çocuk babası olan Bayram Kadir Tüylü (58), bundan 3 ay önce prostat kanserine yakalandı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:22px">Tüylü, hemen kanser tedavisine başladı ancak dün aniden durumu ağırlaşınca Seyhan Devlet Hastanesine kaldırıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:22px">Tüylü, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Bayram Kadir Tüylü için bugün Kabasakal Mezarlığında resmi tören düzenlendi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:22px">Tüylü’nün cenazesi morgdan silah arkadaşlarının omuzunda namazının kılınacağı yere getirildi. Tüylü için daha sonra cenaze namazı kılındı. Tüylü’nün naaşı kılınan cenaze namazının ardından silah arkadaşlarının omuzlarında götürüldü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:22px">Bu sırada Tüylü’nün eşi ve çocukları gözyaşlarına boğuldu. Eski emniyet müdürü olan Tüylü, bir dönem Ceyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü yapmış daha sonra Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğünden sorumlu emniyet müdür yardımcısıyken emekli olmuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:22px">Emekli olduktan sonrada Tüylü bir süre Adana Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkalığı görevini yürütmüştü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:22px">Adana Emniyet Müdürü Ahmet Hakan Arıkan, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve çok sayıda seveni de cenazeye katıldı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Jun 2024 12:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/06/eski-emniyet-muduru-kansere-yenik-dustu-1719134859.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda tatlı yerken sağlığınızdan olmayın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/bayramda-tatli-yerken-sagliginizdan-olmayin-308</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/bayramda-tatli-yerken-sagliginizdan-olmayin-308</guid>
                <description><![CDATA[Bayramda tatlı yerken sağlığınızdan olmayın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Kurban Bayramı’na sayılı günler kala, tatlıcıları da telaş sardı. Bayrama ikramlık tatlı düşünenlerin tepsi tepsi siparişleri gelirken, tatlı ustaları ise merdiven altı diye tabir edilen ucuz tatlılardaki oyunlara dikkat çekti.</p><p>“Hem et hem de tatlı mideyi yorar”</p><p>İhlas Haber Ajansı’na konuşan Adanalı tatlıcı Zeynep Geyik, Kurban Bayramı için yoğun sipariş aldıklarını söyledi. Geyik, “Yoğunluğumuz başladı. Vatandaşlarımız tatlıyı güvendikleri yerden almalılar. Şeker oranı daha az tatlılar tüketmeliler. Hem et hem de şekerli tatlı mideyi rahatsız eder. Yaz ayları nedeniyle dondurmalı tatlılara daha büyük bir rağbet var” ifadelerini kullandı.</p><p>“Ucuz etin yahnisi olmaz”</p><p>Ucuz tatlıda hile olabileceğini söyleyen Geyik, “Ucuz etin yahnisi olmaz diye bir söz var. Her ucuz tatlı yenmiyor maalesef. Tatlının hilesi çoktur. Ucuzdur diye yanılıp almayın. Sağlığınızdan olmayın. Ne kadar düşük maliyetli bir tatlı alırsanız o kadar sağlığınız açısından zararı olur. Çünkü fıstığın kilogram fiyatı bin liranın üzerinde. Bu kadar yüksek maliyetler varken ucuz tatlı yiyip bayramı kendinize zehir etmeyin” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Jun 2024 14:31:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/06/bayramda-tatli-yerken-sagliginizdan-olmayin-1718191887.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından kurban eti önerisi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/uzmanindan-kurban-eti-onerisi-257</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/uzmanindan-kurban-eti-onerisi-257</guid>
                <description><![CDATA[Kurban Bayramı öncesinde kebabın başkenti Adana’da uzmanından uyarı geldi. Adanalı kebapçı, ilk günkü kurban etiyle kebap yapmanın lezzet açısından uygun olmadığını söyleyip kavurma yapılması gerektiğini belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Kurban Bayramı’na sayılı günler kala etlerin muhafaza edilmesi ve tüketilmesi noktasında dikkat edilmesi gerekenler hakkında et tüketimi ve tescilli kebabıyla meşhur </span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Adana’da kebapçılar uyarılarda bulundu</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Kentte uzun yıllardır kebapçılık yapan Yaşar Aydın, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada kurban etinin ilk olarak 3-4 saat dışarıda bekletilerek dinlenmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca Aydın, kurban etiyle ilk gün Adana kebap yapılmasının lezzet açısından uygun olmadığını anlattı.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">"Gelişigüzel kurban kesmemeliyiz"</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Kurban kesimi sırasında dikkat edilmesi gerekenleri de vurgulayan Aydın, <strong>"Kurban kesimi sırasında vatandaşlarımız gelişigüzel yerlerde hayvanları kesmesinler. Sinekler ve böcekler kana geliyor. Bu da hastalığa neden oluyor. Kurbanları belediyelerin belirlediği alanlarda kesip parçalamalıyız. Buna dikkat etmemiz gerekiyor" </strong>dedi.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">"İlk günkü et sulu olur"</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Etin kesildikten sonra sulu olduğunu ve kebap için uygun olmadığını belirten Aydın, <strong>"Sulu eti kebap yapmak mümkün değil. İlk gün ya hayvanın sakatatlarını yiyeceğiz ya da kavurma yapacağız. İkinci gün ama istediğimiz gibi kebap yapabiliriz. Dinlenmemiş et sert olur ve kebap olmaz. Et gevşek olur. İkinci gün daha bir tadını alırsınız. Et dinlediğinde lezzetli olur"</strong> ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Kurban etinin dağıtılması gerektiğini de anlatan Yaşar Aydın, depremzedelerin unutulmaması gerektiğini söyledi.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Jun 2024 11:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/06/uzmanindan-kurban-eti-onerisi-1717577093.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güneşe Korunmasız Çıkmayın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/gunese-korunmasiz-cikmayin-233</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/gunese-korunmasiz-cikmayin-233</guid>
                <description><![CDATA[Bu hasar, kızarıklık, yanık, kırışıklıklar ve hatta cilt kanseri gibi daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Güneş ışığı; dalga boyuna ve karşılaştığı deri yüzeyinin özelliklerine göre deriden kısmen geri yansıyabilen, dokuda dağılabilen veya deri altına geçebilen fiziksel bir ajandır. Dünyaya gelen güneş enerjisinin yalnızca 2/3’ü atmosferden geçerek yeryüzüne ulaşabilir ve bunun da yalnızca %5’i UV enerjidir. Işığın deriyle temasındaki en önemli değişiklikler güneşin ultraviyole &nbsp;(UV) ışımasına bağlı olarak gerçekleşir. Ozon tabakası UVB’nin de %70- 90’ını emer. 1980’lerde özellikle Antartika’nın üzerinde dikkati çeken ozon deliği dünyada geniş önlemler alınmasına yol açmıştır. 2015 yılının Eylül ayında yapılan ölçümlerde, ozon tabakasındaki deliğin 2000 yılına kıyasla 4 milyon kilometrekare küçüldüğü bildirilmiştir.&nbsp;</p>

<p><strong>Güneş ışınları D vitamini sentezinde görev alıyor</strong></p>

<p>Ultraviyole ışınlarının insan sağlığı ve deri üzerinde çok önemli etkileri bulunmaktadır. En önemlisi D vitamini sentezidir. Mart ve ekim ayları arası D vitamini açısından en etkili dönemdir. Bu aylarda özellikle güneş ışınlarının dik geldiği saat 11.00 ve 15.00 arası D vitamini için en uygun saatlerdir. Ancak güneşin olumsuz etkilerini göz önüne alırsak, sadece 10 -15 dk. diz ve dirsek altı bölgelerinin güneşlendirilmesi yeterli olmaktadır.</p>

<p><strong>Uzun süreli güneş hasarı ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor</strong></p>

<p>Güneş ışınlarının olumsuz etkileri arasında güneş yanığı, cilt kuruluğu, dehidrasyon, cilt yaşlanması (kırışıklıklar, lekeler) ve cilt kanseri yer alır. Ayrıca bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi etkiler de görülebilir.&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Fotokarsinogenez: DNA hasarı, onkogenlerin mutasyona uğraması ve tümoral gelişmeyi baskılayıcı genlerin baskılanması sonucu deri kanserleri oluşabilir.</li>
	<li>Fotoyaşlanma: En erken bulgusu deride renk değişiklikleri (açık ya da kahverengi lekelenmeler), kırışıklıklar, deride kabalaşma, son aşamalara gelindiğinde deri atrofisi, elostoz denilen elastik liflerde anormalliklerdir.</li>
	<li>İmmünsupresyon: Hücresel immünitede baskılanma olur.</li>
</ul>

<p><strong>Güneş hasarında etkili olan birçok faktör bulunuyor</strong></p>

<ul>
	<li>Hastanın deri tipi (açık yada koyu olması)</li>
	<li>UV birikici etkisi (uzun süreli maruz kalma)</li>
	<li>UV yoğunluğu (en yoğun öğle saatleri)</li>
	<li>Asfalt, kum, kar ile yansıma</li>
	<li>Çocukluk çağı</li>
	<li>Ekvatora yakınlık</li>
	<li>Yüksek rakım</li>
</ul>

<p><strong>Güneşten en etkili şekilde nasıl korunmalıyız?&nbsp;</strong></p>

<p>Gölgede durmak güneşten direk gelen UV’yi engellese de gökyüzünde dağılan UV’ye engel değildir. Pencereler UVB’yi etkili bir şekilde filtrelese de UVA’yı geçirir.</p>

<p>Giysiler güneşten korumada güneş kremlerine göre daha güvenilirdir. Derinin hangi bölgelerinin korunduğu açıkça görülebilir ve giysiler ıslanmadığı sürece zamanla koruma miktarı azalmaz. Güneş koruyucu kremler deriye ulaşan UV ışınlarını emen, yansıtan ajanlardır. Krem, jel, losyon, sprey şeklinde olabilir. SPF ile ifade edilen çeşitli derecelerde güneş koruma faktörleri içerirler. Etki mekanizmalarına göre inorganik (fiziksel) ve organik (kimyasal) güneş koruyucular olarak ikiye ayrılırlar.</p>

<ul>
	<li>Fiziksel güneş koruyucular deride bariyer oluşturup UV ışınlarını yansıtarak etki gösterirler. Çinko oksit, titanyum dioksit, demir oksit gibi maddeler içerirler.</li>
	<li>Kimyasal güneş koruyucular, UV ışınlarını absorbe ederek etki gösterirler bu yüzden fotoallerjik reaksiyonlara neden olabilirler. PABA türevleri, sinnamad esterleri, salisilat esterleri, benzofenonlar bu gruptandır.</li>
</ul>

<p>İyi bir güneş koruyucu geniş spektrumlu yani hem UVA hem de UVB ye karşı etkili olmalı, suya ve terlemeye dayanıklı olmalı, irritasyon yapmamalı, toksik olmamalı ve yeterli bir güneş koruma faktörüne (SPF’ye) sahip olmalıdır.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Jun 2024 11:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/06/gunese-korunmasiz-cikmayin-1717401719.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>45 yaş altı kabusu: Huzursuz Bağırsak Sendromu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/45-yas-alti-kabusu-huzursuz-bagirsak-sendromu-232</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/45-yas-alti-kabusu-huzursuz-bagirsak-sendromu-232</guid>
                <description><![CDATA[45 yaş altı kabusu: Huzursuz Bağırsak Sendromu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Huzursuz bağırsak sendromuna (IBS) dair açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>Toplumumuzun yaklaşık yüzde 15-20’sini etkileyen bir rahatsızlık</strong></p>

<p>Huzursuz bağırsak sendromu diğer adıyla hassas bağırsak sendromu ya da spastik kolon gibi çok sayıda isimlerle ifade edilen huzursuz bağırsak sendromunun toplumda oldukça sık karşılaşılan bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, şunları dile getirdi:</p>

<p>“Toplumumuzun yaklaşık yüzde 15-20’sini etkileyen bir rahatsızlık olan bu durum, fonksiyonel bir hastalık olarak tanımlanıyor. ‘Fonksiyonel’ dememizin nedeni, hastada organik bir problem olmamasıdır; yani bu hastalık kansere yol açmaz ve bağırsaklarda herhangi bir organik bozukluk bulunmaz. Ancak, hayatımızı önemli ölçüde etkileyen bir hastalıktır.</p>

<p><strong>Ağır vakalar hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde olumsuz etkiliyor</strong></p>

<p>Bu rahatsızlığın en sıkıntı verici belirtileri arasında karında kramp, ağrı, şişkinlik, gaz ve ishal yer almaktadır. Örneğin, yeni bir işe başlayan ya da okula giden çocuklar evden çıkmak istemezler ve şiddetli karın ağrıları yaşayabilirler, tuvalete gitme ihtiyacı duyabilirler. Ağır vakalarda ise ‘Dışarı çıksam nerede tuvalet bulabilirim?’ gibi kaygılar, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde olumsuz etkileyebilir.”</p>

<p><strong>Genetik faktörler önemli bir rol oynayabiliyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Aytaç Atamer, Huzursuz bağırsak sendromunun (IBS) tüm dünyada yaygın olduğunu ama nedenlerinin kesin olarak bilinmemekle birlikte, birçok faktörün rol oynadığının saptandığını kaydederek, “Genetik faktörler önemli bir rol oynayabilir; ailesinde spastik kolon olan kişilerde daha sık görülüyor. Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla, özellikle 45 yaş altı gençlerde daha yaygın görülüyor. 50 yaş altı kişilerde, 50 yaş üstüne göre iki kat daha sık görülüyor. Hormonlar ve geçirilmiş enfeksiyonlar da etkileyebiliyor. Genetik faktörler ve ailede kazanılmış özellikler gibi birçok unsur bu sendromun oluşumunda iç içe geçmektedir, ancak kesin bir neden belirtmek mümkün değildir.” dedi.</p>

<p><strong>Doktora gitmenin yanında nelere dikkat edilmeli?</strong></p>

<p>Huzursuz bağırsak sendromunun (IBS) belirtilerini yönetmek için öncelikle yenilen gıdaları not etmenin önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Hangi gıdaların semptomları tetiklediğini belirleyip bu gıdaları diyetimizden çıkardığımızda rahatlama sağlanabilir. Bu yöntem, eliminasyon diyeti olarak bilinir. Ayrıca, düzenli egzersiz yapmak da önemlidir, çünkü egzersiz endorfin ve serotonin gibi hormonları artırarak rahatlama sağlar. Stresle başa çıkmak da şikayetleri büyük ölçüde azaltabilir.</p>

<p>Bu tür yaygın şikayetlerle karşılaşıldığında, bir gastroenteroloğa başvurmak önemli. Özellikle kilo kaybı, geceleri uykudan uyandıran ishal, rektal kanama, demir eksikliği anemisi, açıklanamayan kusma veya yutma zorluğu gibi belirtiler varsa, daha ciddi bir hastalık olabileceği için tıbbi değerlendirme gereklidir. Huzursuz bağırsak sendromu tanısı konduğunda, bu hastalığın yaşam süresini tehdit etmediği, ancak ciddi rahatsızlıklar yaratabileceği bilinmelidir. Kolon kanseri gibi ciddi hastalıklar konusunda endişeler varsa, mutlaka tıbbi bir değerlendirme yapılmalıdır.”</p>

<p><strong>Tedavisi mümkün olan bir hastalık</strong></p>

<p>Bu hastalığın normalde kronik bir hastalık olduğunu ve tekrarlayabildiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Stres dönemlerinde şikayetler giderek artmakta sonra azalmaktadır. Hastaların çok az bir kısmı şiddetli şikayetle başvurmakta bunların muhakkak tedavi edilmesi gerekiyor. Hastalığın tanısının düzgün konulması gerekiyor, tanı konulduktan sonra ise tedavisi mümkün olan bir hastalık.” dedi.</p>

<p>Bu hastalıkla başa çıkmak için yapılması gerekenlere dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Diyete dikkat edilmeli ve stresi yönetme kapasitesi geliştirilmelidir. Huzursuz bağırsak sendromu (IBS) hastalarında genellikle şikayetler alevlenip söner, stresli ortamlarda şikayetler artar. Hastaların şikayetlerini kontrol altına almak ve tanıyı kesinleştirmek için doktora başvurmaları önemlidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Jun 2024 11:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/06/45-yas-alti-kabusu-huzursuz-bagirsak-sendromu-1717401689.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Sağlık-Sen’den yerinde ziyaret... Kocaeli Kandıra’da ’poliklinik’ talebi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/turk-saglik-senden-yerinde-ziyaret-kocaeli-kandirada-poliklinik-talebi-219</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/turk-saglik-senden-yerinde-ziyaret-kocaeli-kandirada-poliklinik-talebi-219</guid>
                <description><![CDATA[Türk Sağlık Sen Başkanı Ömer Çeker, Kandıra İlçesinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşlarında görev yapan sağlık çalışanlarını ziyaret eti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Sağlık Sen Başkanı Ömer Çeker, Kandıra İlçesinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşlarında görev yapan sağlık çalışanlarını ziyaret eti.</p><p><strong>KOCAELİ (İGFA) - </strong>Türk Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanı Ömer Çeker, Şube Başkan Yardımcısı Serkan Kökduman ile birlik Kandıra İlçesinde faaliyette&nbsp; gösteren Kandıra Kazım Dinç Devlet Hastanesi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarını, İlce Sağlık Müdürlüğü ve Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan çalışanları ziyaret etti.</p>

<p>Kefken ASM’de görev yapan Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanlarını da ziyaret eden Başkan Çeker ziyaret sonrası açıklama yaptı.</p>

<p>Başkan Çeker ziyaret sonrası yaptığı açıklamada, bölgenin tatil bölgesi olması, Kandıra sahillerinin yaz aylarında hatırı sayılır bir nüfus yoğunluğu yaşandığını belirterek, "Mayıs ayı ortalarında nüfus artışı başlamakta olup okulların kapanması ile nüfus artışı pik yapmaktadır.&nbsp; İlimizin İstanbul ve Sakarya ile komşu olması, bölgeye ulaşımın kolay olması çok sayıda yerli ve yabancı turistin bölgeye akın etmesine sebebiyet vermektedir" dedi.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/1-/1-aile-sagligi-calisanlari-ile-sendika-baskani-sube-baskan-yardimcisi-toplu-halde-1717328595-505.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sağlık hizmetinin ihmale ve ötelemeye gelmeyecek bir kamu hizmeti olduğunu ifade eden Başkan Çeker, "Bu nedenle de tatil bölgesindeki vatandaşlarımıza gereken hassasiyet gösterilmelidir. Vatandaşın kolay ve ulaşılabilir kaliteli sağlık hizmeti almaları sağlanmalı, okulların kapanması ile bölgede oluşacak yoğun nüfusun sağlık ihtiyaçları şimdiden tespit edilerek verilecek hizmetler yetkili kurumlarca planlanmalıdır.Kefken ve bölgesine gelen tatilcilere hizmet verecek poliklinik açılmalı" çağrısında bulundu.</p>

<p>Bölgede oluşacak tatilci nüfusun yoğunluğu KefkenASM’de görev yapan çalışanların iş yükünü artıracağı gibi asli görevlerini yerine getirmeye de engel teşkil etmesi ihtimal dahilinde olduğunu kaydeden Çeker, "Türk Sağlık Sen olarak KefkenASM’de görev yapan Aile hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanlarının üzerinde oluşması muhtemel aşırı iş yükünün hafifletilmesi, Bölgede yaşayan vatandaşımızın&nbsp; kolay ve ulaşılabilir kaliteli sağlık hizmeti almaları için Kefken de Poliklinik açılması için Sağlık Müdürlüğüne müracaatımızı yaptık, konunun takipçisiyiz” diye konuştu.</p>

<p><br />
FOTOALTI:<br />
1-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kefken ASM Çalışanları Sendika Başkanı ve Şube Başkan Yardımcısı Toplu Halde<br />
2-&nbsp;&nbsp; &nbsp; Şube Başkanı</p>

<p></p>

<p>BASIN BÜROSU:<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TÜRK SAĞLIK SEN KOCAELİ ŞUBE</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Jun 2024 07:20:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/06/turk-saglik-senden-yerinde-ziyaret-kocaeli-kandirada-poliklinik-talebi-1717388423.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüp bebek aileleri Anneler Günü etkinliğinde buluştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/tup-bebek-aileleri-anneler-gunu-etkinliginde-bulustu-105</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/tup-bebek-aileleri-anneler-gunu-etkinliginde-bulustu-105</guid>
                <description><![CDATA[Medline Adana Hastanesi’nde tüp bebek tedavisi görerek çocuk sahibi olan aileler ve çocukları, Anneler Günü nedeniyle gerçekleştirilen etkinlikte buluştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Hastanenin konferans salonunda düzenlenen etkinliğe katılan aile ve çocuklarını Medline Adana Hastanesi Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanları Dr. Feza Burak ve Dr. Hamdi Karanfil karşıladı.</p><p>“Günümüzde başarı oranları oldukça artmış durumda”</p><p>Ekinlikte kısa bir konuşma yapan Dr. Feza Burak, çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin çaresiz kaldıklarını düşündükleri anda başvurdukları tüp bebek tedavisi sayesinde anne-baba olma şansını yakaladıklarını söyledi. Dr. Karanfil ise, günümüzde tüp bebek tedavisinde geliştirilen yeni yöntemler sayesinde başarı oranlarının geçmişe göre çok daha fazla olduğunun altını çizdi.</p><p>Etkinlik, çocuklar için hazırlanan pastanın kesilmesi ve hastane palyaçosunun yaptığı neşeli gösterilerin ardından topluca hatıra fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 May 2024 18:20:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2024/05/tup-bebek-aileleri-anneler-gunu-etkinliginde-bulustu-1715440830.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanlığı açıkladı! Koronavirüse karşı yeni tedbirler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/saglik-bakanligi-acikladi-koronaviruse-karsi-yeni-tedbirler-77</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/saglik-bakanligi-acikladi-koronaviruse-karsi-yeni-tedbirler-77</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, kesin ya da olası yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ölümlerinde kararın, mümkün olduğunca muayeneyle verilmeye çalışılmasını, otopsi yapılmamasını önerdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kesin veya olası Kovid-19 ölümlerinde, akciğer ve diğer organlarında virüs bulunabildiğine işaret edilerek, otopsilerin mümkünse negatif basınçlı salonlarda, mümkün değilse iyi havalanan bir odada gerekli koruma önlemleri alınarak yapılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Bakanlığın hazırladığı enfeksiyon kontrol önlemleri kapsamında, Kovid-19 hastalığının seyri ve bilimsel gelişmeleri takiben, otopsilerde alınması gereken tedbirler de güncellendi.</p>

<p><strong>İŞTE 8 MADDELİK TEDBİR</strong><br />
<br />
"Kesin ya da olası Kovid-19 ölümlerinde mümkün olduğunca ölü muayenesi ile karar verilmeye çalışılması, otopsi yapılmaması önerilir" ifadesinin yer aldığı tedbirler, şöyle sıralandı:</p>

<p>"- Kesin veya olası Kovid-19 nedeniyle ölenlerin akciğer ve diğer organlarında virüs bulunabilir. Otopside yoğun aerosol (bir katının veya bir sıvının gaz ortamı içerisinde dağılması) oluşturan işlemler yapılması nedeniyle kesin ya da olası Kovid-19 otopsileri mümkünse negatif basınçlı salonlarda, mümkün değilse iyi havalanan bir odada gerekli koruma önlemleri alınarak yapılmalı.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Otopside mümkün olan en az sayıda kişi görev almalı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Otopsiyi yapan kişi, su geçirmez önlük, N95 ve FFP2 maske, gözlük, yüz siperliği, çift eldiven maskeleri içeren kişisel koruyucu ekipman (KKE) kullanmalı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ceset torbasının dışı çamaşır suyu ile dezenfekte edilmeli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Otopsi sırasında kullanılan malzemeler otopsiden hemen sonra mutlaka temizlenmeli ve steril edilmeli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Otopsinin yapıldığı çevresel yüzeyler önce su ve deterjanla temizlenmeli. Temizlik sonrası en az 10'da bir oranında sulandırılmış çamaşır suyuyla ya da yüzde 70 alkol, yüzeyde en az 1 dakika tutularak dezenfekte edilmeli. Hastanelerde kullanılan yüzey dezenfektanları ya da klor tablet, ürün talimatlarına uygun olarak kullanılabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Personel, dezenfeksiyon solüsyonlarını hazırlarken ve kullanırken solunum ve göz koruması dahil uygun kişisel koruyucu ekipman kullanmalı.</p>
	</li>
	<li>Otopside ortaya çıkan atıklar, tıbbi atık yönetmeliğine uygun bertaraf edilmeli."</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2020/04/saglik-bakanligi-acikladi-koronaviruse-karsi-yeni-tedbirler-1587809737.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burak Akkul koronavirüs süresince neler yaşadığını anlattı: Suyun tadını bile alamıyordum</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/burak-akkul-koronavirus-suresince-neler-yasadigini-anlatti-suyun-tadini-bile-alamiyordum-75</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/burak-akkul-koronavirus-suresince-neler-yasadigini-anlatti-suyun-tadini-bile-alamiyordum-75</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de koronavirüs teşhisi konulan ilk 20 hastadan biri olan, 20 günlük yoğun bakım ve uyutulma tedavisinin ardından sağlığına kavuşan “Çok Gezenti” programının sunucusu Burak Akkul ve eşi Seda Akkul, yaşadıkları zorlu süreci anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>'Çok Gezenti' programının sunucusu Burak Akkul ile eşi Seda Akkul, Youtube kanalı İnsan'a yaşadığı zorlu süreci anlattı, salgınla mücadele eden hastalara seslendi. Uyutulmadan önce eşiyle telefonda duygusal bir konuşma yaptığını söyleyen Akkul, "Seda, 'Geri döneceğine söz veriyor musun?' dedi. Söz verdim. Rahatladım ve 'Beni uyutun' dedim" dedi.</p>

<p><strong>Koronavirüs test sonucunuzu öğrendiğiniz an neler hissettiniz?&nbsp;</strong></p>

<p>Burak Akkul: Merhaba. Koronavirüs test sonucunu hastaneye yattıktan sonra 4-5 gün bekledim. Biraz da mesleğim gereği sosyal medyayı aktif kullandığım için video paylaştım, o sıralar da dünyada bu test nasıl yapılır, sonuç kaç gün içinde gelir bilinmiyordu. Ben de bir hasta paniğiyle tabii, sosyal medyaya “Test sonucum daha gelmedi ama pozitif olduğundan şüpheleniyorum” diye bir video koydum. O günün hemen akşamı hatta 2-3 saat sonra, doktorum Mehmet Altıntaş “Burak Bey korona pozitifsiniz diye odama girdi” Ondan sonra tabii bir uyutulma süreci olacağı bana söylendi. Yine duruma yabancılıktan dolayı bir korku hâsıl oldu. Nasıl olur? Uyutulmak ne demek? Kaç gün uyutulacağım? diye bir panik süreci oldu. Sonrasında eşim Seda’yı arattım. Anestezi doktoru, ben, o konuştuk. Benim biraz tabii ağlamalı bir telefonumdan sonra Seda bana dedi ki: “Geri döneceğine söz ver. Söz veriyor musun?” Ben de “Söz veriyorum” dedim. Orada bir rahatlama oldu ve “Beni uyutun” dedim. Uyutulma süreci başladı.</p>

<p><strong>Uyutulma sürecinizden sonra neler yaşandı? Çin’den gelen ilaçlar üzerinizde kullanıldı mı?</strong></p>

<p>Burak Akkul: Uyutulma anından sonrasını tabiki ben bilmiyorum. Zorlu bir süreçmiş. Daha sonra bazı yayınlarda da hocalarımızla, profesörlerle konuştuktan sonra anladım. Korona tedavisinin yoğun bakım ve entübe ve benim gibi 20 günü bulan entübe aşamaları varmış. En zor tedavi edilen yüzde 3’lük kesim içindeymişim. Direncim fazlaymış. Bir ara stabil olmuş durum bir ara kötüye gidiyor denmiş.&nbsp;</p>

<p>Seda Akkul: Kritik olan anları da oldu. İlk 10 günü özellikle daha riskli ve kritik bir şekilde devam etti, seyretti. Sonrasında, tam o sıralarda Çin’den bir ilaç geldi. Hem Çin’den gelen ilaç hem de diğer destekleyici ilaçlar, Bilim Kurulu’nun önerdiği, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği ve Bilim Kurulu’nun da ülkemizde kullanmaya başladığı ilaçlar tüm hastalarla beraber Burak’ta da denendi. İlk hastalardan biri, ilk 20 teşhisten biri Burak olduğu için ve uyutulan ilk hastalardan biri olduğu için de Çin’den gelen ilacın denendiği ilk kişilerden biri Burak oldu.</p>

<p>Burak Akkul: Ve 20 günün sonunda da yavaş yavaş uyandırılma süreci başlanmış, oksijen, nefes ve kan değerlerim düzelince.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2020/04/burak-akkul-koronavirus-suresince-neler-yasadigini-anlatti-suyun-tadini-bile-alamiyordum-1587809474.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Işıltılı ve canlı gözler için göz kapağı estetiği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/isiltili-ve-canli-gozler-icin-goz-kapagi-estetigi-73</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/isiltili-ve-canli-gozler-icin-goz-kapagi-estetigi-73</guid>
                <description><![CDATA[Olduğumuzdan daha üzgün ve yorgun görünmemize neden olan göz kapağı sarkması, günümüzde çok basit bir operasyonla giderilerek ışıltılı bir görünüm sağlayabiliyor. Zaman içerisinde sarkarak görüş alanının daralmasına kadar uzanan bazı sıkıntılara yol açan göz kapağına uygulanan blefaroplasti hakkında faydalı bilgiler veren Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Burak Türkyılmaz, süreçle ilgili merak edilenleri anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanmayla birlikte gözaltında oluşan kırışıklıklar ve torbalanmalar estetik açıdan görünümü bozmaktadır. Göz çevresinde oluşan kırışıklıkların ve torbalanmaların giderilmesi amacıyla yapılan göz kapağı estetiği ameliyatı son derece küçük bir ameliyat olmasına rağmen yüzün genç görünmesini sağlamaktadır.</p>

<p><strong>YAZ MEVSİMİ İLE BİRLİKTE YENİLENMEK İÇİN BLEFAROPLASTİ</strong></p>

<p>İçinde bulunduğumuz karantina günlerinde ameliyatlar sosyal mesafe ve tedbir maksatlı gerçekleştirilemiyor olsa da, sonrasında tercih edeceğiniz bu uygulama ile güneşin nimetlerinden daha çok faydalanmak mümkün.</p>

<p>Göz çevresindeki fazla deri ve yağ dokularının çıkarılarak, bölgenin gerginleştirilmesine dayanan bu operasyonla daha estetik bir görünüm elde edilirken, yorgun ifadenin kaybolması ve kaybedilen görüş açısının yeniden kazanılması sağlanıyor. Botoks tedavisi ile aynı anda yapıldığında daha verimli sonuçlar verebilen blefaroplasti sonrası kişi bir hafta sonra hastalar normal iş yaşantısına dönebilmesi mümkün olmaktadır.</p>

<p><strong>OPERASYON SONRASI NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</strong></p>

<p>Blefaroplasti operasyonu sonrası birkaç gün sürebilecek ve hafif şiddette ağrıların olması normaldir. Bunun önüne geçebilmek için doktorunuzun size verdiği ağrı kesicileri kullanmanız yeterlidir. En sık merak edilen “şişlik ve morarmalar ne zaman geçer” sorusunun cevabı ise en fazla bir haftadır.</p>

<p>Eğer estetik dikiş yerine normal dikiş kullanıldıysa bunlar operasyon sonrası beşinci günde alınmaktadır. Ortalama 3 ila 7 gün arasında bir dinlenme sürecinden sonra günlük hayatına tamamen dönebilen kişi, 2 hafta sonra hafif sporlar yapılabilirken, ağır ya da yüze darbe alma riski olan sporlar içinse bir ay beklemelidir.</p>

<p><strong>Op. Dr. Burak Türkyılmaz</strong><br />
<strong>Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2020/04/isiltili-ve-canli-gozler-icin-goz-kapagi-estetigi-1587809088.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşte gözaltı morluklarını ve sivilceleri yok eden o mucizevi ürün...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/iste-gozalti-morluklarini-ve-sivilceleri-yok-eden-o-mucizevi-urun-72</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/iste-gozalti-morluklarini-ve-sivilceleri-yok-eden-o-mucizevi-urun-72</guid>
                <description><![CDATA[Kadınlar için cilt bakımı çok önemlidir. Sağlıklı bir cilde sahip olmak için cildimizi temiz tutmalı, düzenli bakım yapmalıyız. Cilt temizliği ve bakımında en önemli yardımcılarımızdan birisi de gül suyudur. Doğal yapısı ve hoş kokusuyla kadınların tercih ettiği gül suyunun cilde faydalarını bu yazımızda birlikte inceleyelim.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gül suyu; taze gül yapraklarının damıtılması ile elde edilir. Cilt sağlığı üzerinde etkili olan gül suyunun ağız ve diş sağlığı, saç bakımı, yara ve kesiklerin tedavisi gibi birçok alanda da kullanımı bulunuyor. A, C, D, E ve B13 vitaminleri yönünden zengin bir içeriğe sahip olan gül suyu hücre yenilenmesinde etkili, yaşlanma karşıtı doğal bir üründür. Gül suyunun kullanımı Roma İmparatorluğu dönemi öncesine kadar uzanıyor, Kleopatra'nın yüz temizliği ve vücut banyosunda gül suyu ve gül yaprakları kullandığı biliniyor.</p>

<h2>GÜL SUYUNUN CİLDE FAYDALARI</h2>

<ul>
	<li>Cildi nemlendirir. Cildi kurutmadan gözeneklere yerleşerek tazelenmesine yardımcı olur. Bu yönüyle doğal bir tonik yerine geçer.</li>
	<li>C vitamini yönünden zengindir, cildi besleyip erken yaşlanmasına engel olur.</li>
	<li>Mat görünümü giderir, cildin parlak görünüme kavuşmasına yardımcı olur.</li>
	<li>Mantar, egzama gibi cilt hastalıklarına karşı yatıştırıcı etkiye sahiptir. Kaşıntıyı giderir, cildi rahatlatır.</li>
	<li>Düzenli kullanımda sivilce ve akne oluşumunu engeller.</li>
	<li>İltihap gidericidir, bakteriyel enfeksiyonlara iyi gelir.</li>
	<li>Cilt lekeleri üzerinde de etkilidir, düzenli kullanımda lekelerin rengini açarak cilt tonunu eşitler.</li>
	<li>Cildin Ph dengesini korur.</li>
	<li>Gözaltındaki morlukların rengini giderir.</li>
	<li>Saç köklerini güçlendirir, saç dökülmesini engeller. Saçların daha yumuşak olmasını sağlar.&nbsp;</li>
	<li>Kesik, yanık izlerinin tedavisinde etkilidir. Yaraların iyileşmesine yardımcı olur.</li>
	<li>Ağız ve diş sağlığında da tercih edilebilir. Hem ağızda hoş koku bırakır hem de ağız içi yaralara karşı etkilidir.</li>
	<li>Makyaj temizliğinde kullanılabilir. Bir parça pamuğa gül suyu dökerek günlük makyajınızı nazikçe temizleyebilirsiniz.</li>
	<li>Tıraş sonrasında cildi rahatlatmak, tahrişi ve kızarıklığı gidermek amacıyla kullanılabilir.</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2020/04/iste-gozalti-morluklarini-ve-sivilceleri-yok-eden-o-mucizevi-urun-1587808939.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eklem ağrılarına ne iyi gelir? Pek çok kişi bilmiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/eklem-agrilarina-ne-iyi-gelir-pek-cok-kisi-bilmiyor-69</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/eklem-agrilarina-ne-iyi-gelir-pek-cok-kisi-bilmiyor-69</guid>
                <description><![CDATA[Dünya nüfusunun yüzde 88’i ağrıdan şikayet ediyor. Bel ve sırt ağrısından yakınanların oranı ise yüzde 94. Uzun süre hareketsiz kalma, yaşanan kilo sorunları, ağır egzersizler, sedanter yaşam ve çeşitli hastalıklar sebebiyle kemik, eklem, bel, boyun ve kas ağrıları çok sık yaşanıyor. Tedavi edilmediğinde ise yaşam kalitesini büyük ölçüde olumsuz etkiliyor. Ancak ağrı çekenlerin çoğu bu sorunla nasıl başa çıkabileceğini bilmiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bu sorunların her yaşta ve cinsiyette ortaya çıkabileceğini vurgulayarak, “Eklem ve kas ağrılarının tedavisinde topikal (jel formunda) uygulamaların emilim hızı sistemik ürünlere kıyasla daha fazla. Etkinliği klinik çalışmalarla onaylanmış lokal fitoterapi ürünleri ağrı, ödem ve iltihabın giderilmesinde etkili olabilecektir” dedi.</p>

<p>Dünyada en sık görülen sağlık sorunların başında bel ve eklem ağrıları geliyor. Gün içinde hareketsiz kalma, bilgisayar başında uzun süre oturma, ağır egzersizler ve zorlaşan yaşam koşulları ile birlikte bel, boyun ağrıları başta olmak üzere eklem ağrıları giderek artıyor. Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bu ağrıların karşısında çoğu kişi ne yapacağını bilmiyor. Ancak bu ağrılar tedavi edilmediğinde günlük yaşantının rutinlerini yerine getirme ya da sevdiğimiz bir aktiviteden bizi alıkoyarak sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bu ağrı ve fonksiyon kayıplarının giderilmesinde fitoterapi ürünlerinin kullanılmasını önerdi. Boswellia serrata (Akgünlük), Celasturus paniculatus, zencefil, karabiber, lavanta özütlerinin ağrı ve ödem giderici etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Erdem Yeşilada şu bilgileri verdi:</p>

<p>Türkiye’de Akgünlük olarak bilinen Boswellia serrata bitkisinin özütleri dünyadaki en iyi iltihap önleyici, ödem ve şişlik gidericidir. Bu özütler jel formunda bir üründe kullanıldığında etkisi 2 ile 6 kat artıyor. Hindistan’da yetişen Celasturus paniculatus bitkisinin özütleri ağrı kesicidir. Zencefil, karabiber, lavanta özütlerinin de yine ağrı kesici, ödem ve şişlik giderici etkileri bilinmektedir. İçeriğinde bu özütler bulunan topikal (sürülebilir) fitoterapi ürünlerinin ağrı ve şişlikler üzerindeki etkinliği klinik deneylerle kanıtlanmıştır.”</p>

<h2>HAREKET KABİLİYETİNİN ARTIRILMASI İÇİN TOPİKAL ÜRÜNLER KULLANIN</h2>

<p>Sedanter yaşamı olanlar, sürekli bilgisayar başında oturanlar, hareketsizlikten eklem tutukluğu yaşayanlar, ağır spor sonrası eklem ağrısı şişliği hissedenler, osteoartrit hastaları, bel ve boyun ağrısı yaşayanlarda hızlı etki gösteren topikal fitoterapi ürünleri kullanılması yararlı olabilmektedir. Boswellia serrata, Celasturus paniculatus, zencefil, karabiber, lavanta içeren topikal yani yağ formüllü ve hızlı emilim sağlayan ürünlerle hareket kabiliyetinde iyileşmeyi, eklem esnekliğinde artışı, ağrı ve şişlikte azalmayı daha hızlı ve etkili sağlayabilirsiniz.</p>

<h3>ETKİN TEDAVİ İÇİN FİTOTERAPİ ÜRÜNLERİNİ TERCİH EDİN</h3>

<p>Prof. Dr. Erdem Yeşilada bitkilerle tedavi konusunda şu noktalara dikkat çekiyor: Herkes bitkilerin sağlık için kullanımıyla ilgili bilgiler veriyor ama bunların hepsi doğru değil. Biz bitkiler üzerinde sadece in vitro (test tüpleri ile yapılan) deneysel çalışmalara güvenmeyiz. Çünkü vücuda girdikten sonra mide ve bağırsakta değişime uğrar, farklı moleküllere dönüşür. Bu maddelerin hepsini akılcı kullanmak gerekiyor. İnsanlar panik yapmadan doğru tavsiyeleri uygulamalı. Güncel tedavi yaklaşımında aktarlardan alınan bitkilerle doğru tedaviyi uygulamanız mümkün olmaz. Bu nedenle bitkilerden elde edilen çağdaş üretim koşullarına uyularak hazırlanan standardize edilmiş fitoterapi ürünleri ile etkin bir tedaviye cevabı sağlanabilir. Standart bitki ekstreleri ile istenilen doz ayarı yapılabilir, daha yüksek oranda etkili içeriğin istenilen miktarda verilmesi sağlanır, standart ekstrelerle her uygulamada istenilen kan seviyesine erişilir. Bu suretle etkin bir tedavi cevabı sağlanabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 12:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2020/04/eklem-agrilarina-ne-iyi-gelir-pek-cok-kisi-bilmiyor-1587808387.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda normalleşme başlayacak mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/bayramda-normallesme-baslayacak-mi-61</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/bayramda-normallesme-baslayacak-mi-61</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, gazeteci Candaş Tolga Işık'a önemli açıklamalarda bulundu. Koca, “Şu anki iyiye gidişat bizi gevşetmesin, bu tablo tamamen hareketlilikle orantılı. Hareketliliği bir süre daha en azından Ramazan ayı boyunca kontrol altında tutmak zorundayız, gevşediğimiz an tablo kötüye gider." dedi. Koca, "Bayramda normalleşme başlayacak mı?" sorusuna "Birkaç haftanın seyrine bakıp bu kararı vereceğiz ama gönlüm bunu yapmaktan yana değil.” diye yanıt verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Candaş Tolga Işık, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Az önce Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'yla konuştum. Bakan, salgında şu anki gidişattan 65 yaş üzeri vatandaşların taleplerine, okulların açılmasından bayramda normale dönülmesine kadar çok önemli açıklamalar yaptı." diyerek Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın açıklamalarını paylaştı.</p>

<p><strong><em>İşte Sağlık Bakanı Koca'nın açıklamaları:&nbsp;</em></strong></p>

<p><strong>TABLO NEDEN İYİYE GİDİYOR?</strong></p>

<p>“Şu anki iyiye gidişat bizi gevşetmesin, bu tablo tamamen hareketlilikle orantılı. Hareketliliği bir süre daha en azından Ramazan ayı boyunca kontrol altında tutmak zorundayız, gevşediğimiz an tablo kötüye gider."</p>

<p><strong>BAYRAMDA NORMALLEŞME BAŞLAYACAK MI?</strong></p>

<p>“3 günlük Ramazan bayramında normale dönüşün başlatılması bizim tercih ettiğimiz bir şey değil. Bilim Kurulu da bayramı geçirmekten yana. Birkaç haftanın seyrine bakıp bu kararı vereceğiz ama gönlüm bunu yapmaktan yana değil.”</p>

<p><strong>OKULLAR AÇILACAK MI?</strong></p>

<p>“Okulların tamamen açılmasından ziyade Milli Eğitim Bakanlığımız’la birlikte bu sene son sınıflara ve sınavların yapılmasına dair bir planlama yapıyoruz. 15 Mayıs sonrası seyre bakarak AVM’lere yönelik de böyle kademeli bir adım atılabilir.”</p>

<p><strong>65 YAŞ ÜSTÜ NE ZAMAN SOKAĞA ÇIKABİLECEK?</strong></p>

<p>“65 yaş üzeri vatandaşlarımız haklı ama ne olur bize güvensinler. Şu an vefat sayılarımız onları korumaya alabildiğimiz için daha düşük. Ramazanda dayansınlar. Bayramda ya da hemen sonrasında ilk önce onlara özel bir karar alabiliriz.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 12:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2020/04/bayramda-normallesme-baslayacak-mi-1587806467.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Crohn hastalığı nedir? Crohn tedavisi nasıl olur? Crohn belirtileri nelerdir? Crohn tedavisinde ilaçların rolü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/crohn-hastaligi-nedir-crohn-tedavisi-nasil-olur-crohn-belirtileri-nelerdir-crohn-tedavisinde-ilaclarin-rolu-52</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/crohn-hastaligi-nedir-crohn-tedavisi-nasil-olur-crohn-belirtileri-nelerdir-crohn-tedavisinde-ilaclarin-rolu-52</guid>
                <description><![CDATA[Sindirim sisteminin başından sonuna bütün noktalarını tutabilen ve belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırılması dolayısıyla çok geç teşhis edilebilen bir hastalık Crohn. Daha çok bağırsaklarda görülse de gözler, damarlar ve cilt gibi akla gelmeyecek birçok noktada sorunlara yol açan bu hastalığın en tipik belirtileri ise genellikle şiddetli seyreden karın ağrısı ve kilo kaybı. Dalgalı bir seyir izlesede Crohn tedavisinin gelişen ilaçlar sayesinde artık çok daha kolay olduğunu söyleyebiliriz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle ince ve kalın bağırsakta görülen bir hastalığın izlerine ağız boşluğunda da rastlanabilir mi? Ya da cildinizde yaşadığınız bir sorunun nedeni bir sindirim sistemi hastalığı olabilir mi? Eğer hastalık ‘Crohn’ ise cevabımız, ‘evet’. Sindirim sisteminin ağız boşluğu ile kalın bağırsak arasındaki tüm bölümlerini tutabilen ve tuttuğu bölümde kalınlaşma ile ülserlere yol açan iltihabi bir bağırsak hastalığı olan Crohn sadece sindirim sistemini tahrip etmiyor; bağırsak dışı pek çok sistem ve organı da tutabiliyor. Crohn hastalarının en çok korktukları şeylerden biri ise dalgalı bir seyir izleyen bu hastalığın alevlendiği dönemde hastanede tedavi gerektirecek kadar şiddetlenmesi. Neyse ki bu kadar ciddi sorunlar yaratan Crohn’la ilgili geliştirilen yeni ilaçlar tedavide gün geçtikçe daha başarılı sonuçlar alınmasını sağlıyor. Hastalığın etkileri dolayısıyla sosyal hayatları ciddi oranda kısıtlanan ve hayat kaliteleri oldukça düşen Crohn hastaları artık daha etkin tedavilerden faydalanabiliyorlar.</p>

<p>“Bu yeni ilaçların belki de en önemli artılarından biri, uzun dönem kortizona ve buna bağlı yan etkilere maruz kalmadan tedavi imkanı sağlayabilmeleri” diyen Acıbadem Fulya Hastanesi Crohn ve Kolit Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu hastalığın tipik özellikleri hakkında bilgiler paylaştı.</p>

<h2>CROHN BELİRTİLERİ: YEMEK SONRASINDA KARIN AĞRISI BAŞLIYORSA...</h2>

<p>Hastalığın en tipik belirtisi genellikle yemek sonrasında ortaya çıkan karın ağrısı. Çoğunlukla göbek çevresi ve altında gelişen karın ağrısının yanı sıra ishal de Crohn’un en sık rastlanan belirtilerinden biri. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu, “Eğer bağırsakta ciddi derecede daralma oluşmuşsa bu kez de karında şişkinlik, ağrı, kusma veya kabızlık da görülebiliyor” diyor. Hastalığın kalın bağırsakta tutulum yapması durumunda ise dışkıyla birlikte kan gelmesi başka bir belirti olarak ortaya çıkıyor. Hastalığın alevlendiği dönemde yorgunluk, halsizlik, yüksek ateş, iştahsızlık, istemsiz kilo kaybı; anal bölge tutulumunda anüs çevresinde çatlak, iltihaplı akıntı yapan fistüller ve apseler görülebiliyor.</p>

<h3>CROHN HASTALIĞINDA TETİKLEYİCİ FAKTÖRLERE DİKKAT</h3>

<p>Crohn halen gizemini koruyan bir hastalık olmakla birlikte ortaya çıkmasında genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülüyor. Ailesinde Crohn öyküsü olan bir kişide hastalığın görülme riski daha fazla. Ayrıca sigara burada da çok olumsuz bir etkiye sahip. Tedaviye başlayan hastanın sigara içiyorsa sigarayı bırakması şart. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu bunun dışında gıdalarla alınan bazı bakteri, bakteri toksinleri ve virüslerin hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabildiğini belirterek “Ayrıca hastalığı alevlendirebilen aspirin, antibiyotik ve bazı ağrı kesicilerin alınmasına da dikkat edilmesi gerekiyor” uyarısında bulunuyor.</p>

<h4>CROHN HASTALIĞINDA DENGELİ BESLENME DAHA ÖNEMLİ HALE GELİYOR</h4>

<p>Bağırsaklarda emilimi bozan, iştahsızlık ve ishal gibi nedenlerle sıvı, mineral, vitamin, elektrolit oranlarında ciddi kayıplara neden olabilen Crohn, hastaların dengeli beslenmeye fazla dikkat etmelerini gerektiren bir hastalık. İshal döneminde çok posalı yememek ve lifli besinleri azaltmak hastaları rahatlatabilecek bir diğer önlem. Bağırsak kanseri riskini artıran işlenmiş gıdalar ve etler ya da yanmış yağlardan kaçınmak da şart. Yine de iyi haber şu ki: Crohn hastalarının katı bir diyet yapmalarına gerek yok!</p>

<h5>CROHN TEDAVİSİNİN İLK BASAMAĞI İLAÇLAR</h5>

<p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu tedavinin, hafif veya ağır seyirleri olan Crohn hastalığının şiddetine ve en yoğun olarak hangi bölgede yerleştiğine göre belirlendiğini belirterek şunları söylüyor: “Tedavide ilk basamağımız ilaçlar. Son yıllarda kullanıma giren Anti-TNF, Anti-integrin ajanlar gibi biyolojik tedavilerle başarı şansımız artmış durumda. Hastalarda daha önceleri kortizon tedavileriyle göremediğimiz endoskopik düzelmeyi saptayabiliyoruz. Yan etki profili bu ilaçlarla, kortizonlu tedavilere göre çok daha az oluyor. Sonuç alamazsak ve gerçekten gerekliyse cerrahi tedaviye başvuruyoruz. Hastalığa neden olan etken ya da etkenler dünyada henüz tam olarak gösterilememiş olsa bile yeni tedavilerle hasta çok daha kaliteli bir yaşam sürebiliyor”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Dec 2019 11:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2019/12/crohn-hastaligi-nedir-crohn-tedavisi-nasil-olur-crohn-belirtileri-nelerdir-crohn-tedavisinde-ilaclarin-rolu-1575536184.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebeklerde atopik dermatite karşı etkili öneriler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/bebeklerde-atopik-dermatite-karsi-etkili-oneriler-44</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/bebeklerde-atopik-dermatite-karsi-etkili-oneriler-44</guid>
                <description><![CDATA[Dünya genelinde en sık görülen kronik bir deri hastalığı olan Atopik dermatit (Atopik Egzama) ilk belirtilerini bebeklik döneminde göstermesiyle biliniyor. Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, kızarıklık ve kaşıntı gibi egzamanın tetikleyici unsurlarına dikkat çekerek, bebeklerin cildini korumak için önemli ipuçları veriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerde sıkça karşılaşılan Atopik dermatit (Atopik Egzama) kalıtsal olduğu bilinen bir egzama türüdür. Ebeveynlerin ikisinde birden atopik egzama varsa bu rahatsızlığın bebeklerde de görülme ihtimali yüzde 50’nin üzerine çıkmaktadır. Bazı tetikleyici unsurlarla şiddeti artabilen bu deri rahatsızlığının ilk belirtileri bebeklerde bir yaşını doldurmadan görülebiliyor. Prima Uzman Kurulu Üyesi Dermatolog Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, bebeklerin cildini egzamanın olumsuz etkilerinden ve ataklarından korumak için pratik önerilerde bulunuyor.</p>

<p><strong>İLK BELİRTİLERE DİKKAT EDİN</strong></p>

<p>İlk belirtiler, bebeklerde genellikle yanaklarda palyaço makyajını andırır biçimde kırmızı, hafif şiş, üzeri kuru ve ince kepekli yamalar şeklinde kendini gösterir. Atak dönemlerinde daha fazla şişme ve sulanma görülebildiği gibi kaşıntı da olabilir. Şiddetli ataklarda ise kollar, bacaklar ve gövdede de benzer kızarıklıklar ve kaşıntılı belirtiler ortaya çıkar. Bu alanlar özen gösterilmediğinde kolayca mikrop kapabilir ve bu da kaşıntının ve egzamanın şiddetini artırmasına neden olur.</p>

<p><strong>BEBEKLERİN BANYOSU SIK YAPILMALI AMA KISA SÜRMELİ</strong></p>

<p>Atopik dermatiti tetikleyen nedenler arasında bebeklerin cildini aşırı sabunlama, keseleme, alkol içeren kolonya benzeri ürünlerin kullanımı ve bebeğin fazla terlemesi sayılabilir. Ancak Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, en sık görülen ve kolayca gözden kaçabilen nedenlerden birisinin de yünlü giysiler olduğuna dikkat çekiyor. Giysilerdeki yün liflerinin çok fazla tahrişe neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aydemir, bu liflerin kaşıntıyı da artırabileceğini belirtiyor. Sentetik giysiler de bebekleri terleterek, kaşıntıyı artıracağından bebek kıyafetlerinde pamuklu kumaşların tercih edilmesi öneriliyor.</p>

<p>Bebeklerin cildinin çok kuru olması da kaşıntıyı tetikleyebiliyor. Bebeklerin yıkanma sıklığı konusunda değişik görüşler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, ebeveynlere bebeklerini sık (her gün gibi) ve ılık suyla yıkamalarını öneriyor. Bebek kurulandıktan sonra, 2-3 dakika içerisinde cildine iyi bir vücut nemlendiricisi sürülmesi de bebeklerin cildinin kuru kalmamasını sağlayarak kaşıntıyı önlüyor. Ancak banyo uygulamasının kısa sürmesi, bebeğin yıkandığı suyun ılık olması ve bebekleri sabunlama işleminin de uzun tutulmaması gerekiyor.</p>

<p>Egzamanın şiddetlenmesinde yiyeceklerin etkisi de çok tartışılan konuların başında geliyor. Bebeklerin ilk 2 yaş aralığında yediklerinin egzama üzerinde sınırlı etkileri olsa da, annelerin bebeklerinin yediklerine nasıl tepkiler verdiğini gözlemlemesi öneriliyor.</p>

<p><strong>BEBEKLERİN BEZ BÖLGESİ KURU OLMALI</strong></p>

<p>Bebeklerde cildin idrar ya da dışkıyla teması tahrişi artıracağı için yeni geliştirilen, emici kanal teknolojisine sahip, nefes alabilen bebek bezlerinin kullanımı da problemin etkilerini azaltıyor. Sıvıyı emen ve hapseden, daha fazla kuruluk sağlayan bebek bezleri bez bölgesini kuru tutarak tahrişi önlüyor.</p>

<p><strong>DERMATOLOG TAVSİYESİ ALINMALI</strong></p>

<p>Atak dönemlerinde tedavi için muhakkak bir dermatoloğa başvurulması öneriliyor. Ailelere internetten edindikleri bilgilerle ya da eş dost önerileriyle ilaç kullanmamalarını, özellikle de bir dermatolog denetimi olmadan asla kortizon içeren ürünler denememelerini öneren Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, egzamanın genellikle 2 yaşın sonuna doğru kendiliğinden kaybolduğunu daha sonra ise şekil değiştirerek devam edebildiğini veya tamamen yok olabildiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Oct 2019 13:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2019/12/bebeklerde-atopik-dermatite-karsi-etkili-oneriler-1575544034.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşten eve döndüğünüzde lenslerinizi çıkarın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/isten-eve-dondugunuzde-lenslerinizi-cikarin-43</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/isten-eve-dondugunuzde-lenslerinizi-cikarin-43</guid>
                <description><![CDATA[Günümüzde kontakt lens kullananların sayısı giderek artıyor. Gerek renkli göze sahip olabilmek adına, gerekse de göz bozukluğu nedeniyle kullanılan kontakt lensler bazı basit kurallara dikkat edilmediğinde ciddi sorunlara yol açıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kontakt lensler; göz bozukluğu olan, gözlük takmak istemeyen, gözleri lazere uygun olmayan hastalar tarafından sık tercih ediliyor. “Kontakt lensler; yerinde ve kurallarına uyulması şartıyla bizlerin de sıklıkla reçete ettiği yardımcı görme aparatlarıdır” diyen Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Atmaca, kurallara dikkat etmediğimizde kontakt lenslerin faydadan çok zarar verebileceği konusunda uyardı.</p>

<p>Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Atmaca, kontakt lens kullanımı ile ilgili tavsiyelerde bulundu:</p>

<p><strong>1- Lensleri kısa süreli kullanmalıyız</strong></p>

<p>Oksijen geçirgenlikleri ne kadar yüksek olursa olsun; kontakt lensli bir göz, normal bir göze göre daha az oksijenlenir. Bu nedenle lenslerimizi mümkün olduğunca kısa süreli kullanmalıyız. Örneğin okuldan veya işten eve döndüğümüzde lenslerimizi çıkarmalı, gözlük kullanmalıyız.</p>

<p><strong>2- Lenslerimizin hijyenine dikkat etmeliyiz</strong></p>

<p>Lenslerimizin hijyeni konusunda da oldukça dikkatli olmamız gerektiğini dile getiren Dr. Fatih Atmaca, “Lenslerimizi takarken ve çıkarırken önce ellerimizi yıkamalıyız. Lenslerimizi çıkardıktan sonra temiz lens kutumuza solüsyonumuzu yenileyerek koymalıyız” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>3- Lenslerle asla uyumamalıyız</strong></p>

<p>Lenslerimizle asla ve asla uyumamamız gerekiyor. Hastalarımıza bunu söylediğimizde bazen ‘Ama hocam böyle yapan arkadaşlarımız var ve bir şey olmuyor’ cevabını alabiliyoruz. Benim bu durumda verdiğim cevap şu oluyor: “Bir gün bir şey olmaz, bin gün bir şey olmaz. Bin birinci gün iltihap kapabilirsiniz.” İşin kötü tarafı kontakt lens kullanımına bağlı başta keratit dediğimiz enfeksiyonlar (lensi üzerine taktığımız gözümüzün saydan ön tabakasının iltihabı) kalıcı görme kaybına neden olacak kadar ciddi bir hal alıyor. Uyumadan önce nasıl ki ayakkabımızı, çorabımızı çıkarma ihtiyacı hissediyorsak, lenslerimizi de çıkarmadan uyumamalıyız. Unutmayalım ki göz bebeklerimiz ayak tabanımızdan çok daha hassas.</p>

<p><strong>4- Lenslerle havuza girmemeliyiz</strong></p>

<p>Bir diğer yanlışın ise aylık lenslerin bir ay gözde kalabileceği düşüncesi olduğuna dikkat çeken Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Atmaca, “Bu kesinlikle yanlıştır. Aylık lens yoktur; sabah takıp akşam çıkarmak kaydı ile bir ay kullanabileceğiniz lensler vardır. Lensleriniz ile asla havuza girmeyin. Havuzdaki klor, koruyucu maddeler, boyar maddeler ve diğer havuz kullanıcılarının vücut sıvıları kontakt lensinize yapışır ve siz havuzdan çıksanız dahi lensler gözünüzde kaldığı sürece gözünüz bu zararlı ve kirli maddelere maruz kalmaya devam eder. Unutmayalım ki keratit dediğimiz ciddi göz enfeksiyonu ile karşılaştığımız her iki hastadan biri düzensiz kontakt lens kullanıcısı. Bu nedenle lens kullanırken dikkatli olmalı, azı karar çoğu zarar özdeyişini akılda tutmalıyız” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Oct 2019 13:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2019/12/isten-eve-dondugunuzde-lenslerinizi-cikarin-1575544084.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Haftada 3 gün tüketin yeter... Ciğerlerinizi ilk günkü haline getiriyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/haftada-3-gun-tuketin-yeter-cigerlerinizi-ilk-gunku-haline-getiriyor-31</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/haftada-3-gun-tuketin-yeter-cigerlerinizi-ilk-gunku-haline-getiriyor-31</guid>
                <description><![CDATA[Eşek dikeni nedir, eşek dikeninin faydaları nelerdir? sorusunun cevapları son günlerde çok fazla merak ediliyor. Eşek dikeni akız, kansa ve kenger gibi çeşitli isimlerle anılıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>EŞEK DİKENİ NEDİR?</strong></p>

<p>Eşek dikeni papatyagiller familyasındandır. 1 veya 2 yıl yaşayabilen bu&nbsp;bitki&nbsp;çorak arazi ve tarlalarda yetişmektedir. İnce ve çengelli olan kenger bitkisi temmuz ve ağustos aylarında iyice çiçeklenmektedir. Temmuz ve ağustos aylarında eşek dikeninin rengi erguvan ve beyaz rengini almaktadır. Eşek dikeninin çiçekleri yaşken güzel kokuludur ancak kuruduklarında kokusu tamamen kaybolur.</p>

<p>Diyarbakır yöresinde kenger yemeği olarak pişen eşek dikeni yöre halkı tarafından severek pişiriliyor. İçine kuzu eti koyularak kavrulan eşek dikeninin yemeğine kenger meftunesi deniliyor. lezzetti ve son derece sağlıklı olan bir bitki olan eşek dikeni nedir, nerelerde yetişir? Eşek dikeninin faydaları nelerdir? sorularının cevapları haberimizde...</p>

<p><strong>EŞEK DİKENİ NERELERDE YETİŞİR?</strong></p>

<p>Kırmızı ve mor renkte çiçekler açan eşek dikeni, ülkemizin neredeyse çorak olan hemen hemen her arazisinde yetişir. Eşek dikeninin Türkiye 'de yetiştiği yerler, Ege bölgesi, Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgesidir. Eşek dikeni nadir olarak Ege ve Akdeniz bölgesinde de yetişmektedir.</p>

<p>Eşek dikeninin ege bölgesinde kenger ismiyle kahvesi yapılmaktadır. Eşek dikeninin en çok zeytinyağlı yemeklerinin yapıldığı yer ege bölgesidir. Aynı zamanda eşek dikeninin&nbsp;Diyarbakır'da kenger meftunesi adında kuzu etli kavurması yapılmaktadır.</p>

<p>Eşek dikeninin sağlık açısından bir çok faydası bulunmaktadır. Lezzetli bir şekilde yemeklerinin yapıldığı eşek dikeninin faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:</p>

<p><strong>MİGRENİ TEDAVİ EDER</strong></p>

<p>Eşek dikeninin kramp çözücü özelliği bulunmaktadır. Bu özelliği sayesinde migren ve çeşitli baş ağrıları tedavisinde etkili olduğu bilinmektedir.</p>

<p><strong>SİNDİRİM İSTEMİNE İYİ GELİR</strong></p>

<p>Eşek dikeni zengin lif oranı sayesinde sindirim sistemini iyileştirmektedir. Aynı zamanda sinir sistemini onararak vücuttaki kanı temizlemeye yardımcı olmaktadır.</p>

<p><strong>KARACİĞER YAĞLANMASI OLANLAR YEMEĞİNİ YAPIP YİYEBİLİR</strong></p>

<p>Eşek dikeni en çok karaciğer organına fayda sağlamaktadır. Karaciğer yağlanması olanlar eşek dikeni yemeğini haftada en ez iki kere tüketebilirler.</p>

<p><strong>KARACİĞER YAĞLANMASI OLANLAR YEMEĞİNİ YAPIP YİYEBİLİR</strong></p>

<p>Eşek dikeni en çok karaciğer organına fayda sağlamaktadır. Karaciğer yağlanması olanlar eşek dikeni yemeğini haftada en ez iki kere tüketebilirler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Eşek dikeni en çok karaciğer organına fayda sağlamaktadır. Karaciğer yağlanması olanlar eşek dikeni yemeğini haftada en ez iki kere tüketebilirler.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Sep 2019 11:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2019/12/haftada-3-gun-tuketin-yeter-cigerlerinizi-ilk-gunku-haline-getiriyor-1575544198.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış Aylarında 5 Tavsiyeye Dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.adana.tc/haber/kis-aylarinda-5-tavsiyeye-dikkat-17</link>
                <guid>https://www.adana.tc/haber/kis-aylarinda-5-tavsiyeye-dikkat-17</guid>
                <description><![CDATA[Kış deyince ilk olarak hemen akla bitmeyen soğuklar, erken kararan hava ve uzun süreli hastalıklar geliyor… ‘’Bu kış hasta olacak mıyım?’’ tedirginliğini bazı dönemlerde çoğumuz yaşıyoruz. Esasen kışın soğuk günlerine karşı sağlıklı olabilmek ve kışın büyüleyici güzelliğini yaşayabilmek çok kolay! İşte size soğuk kış günlerine karşı koyabilmenize yardım sağlayacak bazı öneriler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Bağışıklık sisteminize güç veren gıdaları tercih edin</strong></p>
</div>

<div>
<div>
<p>Kış mevsiminin zorluklarına göğüs germenin yolu beslenme alışkanlıklarınızı mevsime göre ayarlamaktan geçiyor. Dengeli bir beslenme düzeni, kış mevsiminin zorluklarını atlatmanızda yardımcı olacak. Soğuk kış günlerine karşı bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinleri tercih edin ve sıvı tüketimini ihmal etmeyin.</p>
</div>
</div>

<p><img src="http://tags.bluekai.com/site/41218?limit=1&amp;phint=event%3Dnative&amp;phint=brand%3Dlipton_milliyet" style="height:1px; width:1px" /><strong>Kışın da bol sıvı tüketimine dikkat!</strong></p>

<div>Çoğu kişi yaz mevsiminin kavurucu, sıcak günlerinde su içmeyi ihmal etmezken; kış aylarının soğuk günlerinde sıvı tüketimini göz ardı edebiliyor. Oysa vücudun yüzde 60’ının sudan oluştuğunu göz önünde bulundurursak; beden sağlığımız için her mevsim aynı oranda düzenli sıvı tüketimine ihtiyaç duymaktayız. Su, vücudun tüm fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gerekli. Kış mevsiminde de beden sağlığınız için sıvı tüketimine gereken önemi vermeyi unutmayın.</div>

<div>
<div>
<p><strong>Kış meyvelerinin tadını çıkarın</strong></p>
</div>

<div>Sofranızda kış meyvelerine daha fazla yer açmanız; vücudunuz için gerekli besin materyallerini daha rahat almanızı sağlar. Soğuk kış günlerinin beraberinde getirebileceği hastalıklara karşı durabilmeniz elma, portakal, mandalina gibi kış meyvelerinin yardımıyla olacak. Hem lezzet açısından zengin hem de besin ve vitamin deposu olan kış meyvelerine sofranızda daha fazla yer açın.</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2019 14:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.adana.tc/images/haberler/2019/03/kis-aylarinda-5-tavsiyeye-dikkat-1552736314.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
